İLK SERTİFİKA



Haziran itibarıyla Anne-Çocuk Cimnastiği' nin bu sezonu sonu ermiş durumda. Ama olaydan kopamadık; şimdi de yaz okuluna devam ediyoruz hem de haftada 2 gün. Saatler de değişti. Yine benim anam ağlayacak anlaşıldı. Çocuk&annelere yönelik şimdiki belediyemizin sağolsun bir girişimi yok. Öyyllee yaşayın işte diyorlar. Toz toprak kaplı zemine; güneşin altına; tek bir ağaç fidesi bile olmayan, üstelik te arabaların vızır vızır geçtiği yerlere koyulmuş 3-5 spor zımbırtısı. Sinir oluyorum. Bakalım zamanla düzene gireriz umarım.

KÖY GİBİSİ VAR MI?YOK YOK YOK!

-En alttaki türküyü baştan açın ki havasına iyice girin-

Bir ordayız bir burda. Evvelki haftaki Turgutreis gezimizden sonra bu hafta da köye bi çıkartma yapalım dedik. Ne de iyi ettik. Alpi müthiş mutlu oldu. Çok hoş tecrübeler ve anılarla döndü. Şimdi zırt pırt köy sayıklıyor.Yol boyunca iki mola verdik ki bu da bizim yeni durumlarımızdan. Birincisi Denizli' de oldu. RifBaba' nın terlikleri unutulunca bir çift almak için durmak bile kendisini durdurmadı.
Yıllardır her köy yolunda yaptığımız gibi koyduk Türkülerle Türkiye cd mizi, eşlik ede ede yolların keyfini çıkarttık.

HAFTASONU KAÇAMAĞI

Kısa bir tatil iyi gelir dedik ve vurduk kendimizi yollara: İlk hedefimiz Bodrum' dur! İLERİİİİİ!Bir molayla 4 saatlik-o da otobüs hızıyla-yolu 9 saatte sonuçlandırma rekorumuzdan uzaklaşıp 5.5 saatte ulaşabildik. Yolculuk fena değildi. Alpi klasik uyudu. Çöp şişlere dayanamadık, oğlan için de paket yaptırıp serin esintilere uyarak gittik. En ilginç olay yemek molası verdiğimizde neredeyse elimizle beslediğimiz yavru serçeydi. Ha kaçtı ha kaçacak derken panikle çok bulanık resimler çekmişim. Koyamıyorum o yüzden. Ama yavrunun kaçmaya falan hiç niyeti yoktu. Zıppıdı hoppidi masanın üstünde, ellerimizin etrafında gezindi ve karnını doyurup uçtu gitti.

Bizimkiler yoldayken bizi aradı ve akşama deniz balığı müjdesi verince gece 9,5 a kadar üçümüz de ağzımıza ekstra bir lokma bile koymadan bekledik. Yemeğe oturunca da ne varsa silip süpürdük Hehhee..

Ertesi sabah Nana' nın ısrarlarıyla öğlen 1' de hayatında ilk defa deniz görmüşler gibi sahildeydik! E be kadın! Yanında 3 yaşında çocuk, kocan hadi beyaz peynir demeyelim de açık buğday tenli, senin güneş alerjin var; ne bok yemeye 3 saat güneşin bağrında oturdun? Kafa işte. RifBaba azıcık omuzlardan hasar aldı, Alpi&bende birşey yok.Abartmayalım dedik ve kalkmaya karar verdik. Alpi çıldırdı tabi. Yıktı ortalığı. 3 saattir kumsalda oynuyordu ve bize feci kızdı birden karar verdiğimiz için. Babası "Bari denizde botuyla bir iki tur atsın, sakinleşir" dedi ama sonuç değişmedi. Değişmez tabi beni de denizden çıkartamazlardı küçükken. Bu arada niye o kadar saat kumsalda salak salak oturduk? Çünkü hava durumunu falan kontrol etmeden gittik ve haftasonu boyunca havanın uzun kollularda dolaşılacak kıvamda olduğunu da gidince tecrübe ettik! Deniz buzzzdu. Zaten sinir bozucu bir esinti vardı. Hani ağzı burnu kum dolduran cinsten.
Ertesi gün yola çıkarken ise tam da tahmin ettiğimiz gibi heryer süt liman..

Şu kedi var ya, Nazlı; her gittiğimde beni yeniden şaşırtıyor. O kadar azgın bir kedi ki! Sıkıyorsa geçerken bi dokun. Sadece onun canı çok isteyecek kendini sevdirmek o zaman başka. Gecenin olmadık saatlerinde bacaklarıma sürtünmesiyle, poposunu ağzıma yerleştirmesiyle, kollarımı yalamasıyla yüreğim ağzımda çok uyandım. Yiyiyorsa sertçe bi ittir bakalım ne oluyor! Ama iş çocuklara gelince sadece minik zararsız uyarı atışları yapıyor. Geçen sene Alpi bıyıklarından yakalmış sandalyeden indirmeye çalışıyordu. Ödüm kopmuştu parçalayacak diye ama sadece miykleyip kaçmıştı. Ne enteresan varlıklar.

DAMLAYA DAMLAYA GÖL OLDU



Alpi doğduğundan beri kaç oyuncak almışız? Mutlulukla söyleyebilirim ki RifBaba&ben fazla birşey almadık. Ama anneannesi&teyzesi daha o doğmadan doldurmaya başlamışlardı sepetleri! Sağdan soldan eklenenlerle sadece büyük boy bir manav kasası-evet artık bi de kutuya sepete kafa yoramayacağım-sadece arabalarla doldu. Son 2 yıldır Alpi araba, cart curt istediğinde cevabımız hep aynı oluyordu: "Evimizde benzer eşyalar varsa yenisini almıyoruz". Bu bir numaralı alışveriş kuralımızdır. Kendisi de benimsedi zaten. Bir kaç kere "Ama bunun rengi farklı, tekerlekleri daha parlak" falan dese de artık sonuçta o bir araba ve odasında fazlasıyla(!)arabası olduğunun bilincinde. Teklif bile etmiyor. Sadece alıştığı üzre oyuncakçılarda oynayıp bırakıyor reyona. Amaaaa..bir zaafımız var ki; kendileri The Cars' ın sevimli karakterleri oluyorlar. Ben bile dakikalarca durup inceliyorum ve evde olmalarını istiyorum. El kadar çocuk ne yapsın? Şimşek' in daha önce görmediğimiz bir modelini görünce ailecek dikkat kesildik tabii. Fikir o an çıktı:"Biriktir oğlum paranı; kendin al!" O da yaptı 9,90 nı 2 ayda biriktirdi kaybede kaybede. Günlerce elinde kumbarasıyla tuvalette bile yakaladık. Hep o arabanın hayaliyle gezindi durdu. Her girdiğimiz markette onu aradı veee sonunda doğum gününde büyük gün geldi.


Aklımı başıma devşirip de kumbarayı çantama sokuşturmayı o gece nasıl akıl ettim bilmiyorum ama iyiki de yapmışım. The Cars' ın reyonuna yönelttik ve hemen zıpladı zaten" Anne benim istediğim arabadan"diye. Ben de kumbarayı çıkartınca çantamdan gözleri yerinden fırladı. Hemen koşturdu kasaya ve özenle paralarını saçtı. Üstelik sıradaki abilerin "cami önü bozuklukları"diye gülüşmelerine de heyecanla"Evet bunların hepsini ben biliktildim. Şimşek alıyolum şimdi" diye coşkuyla yanıtlayarak.


Çıldırdı çıldırdı kasiyer kızcağız işlemi tamamlayana dek. Şimdi de kafaya Matter' ı taktı. Kuruşlar, liralar 5' er 10' ar birikmeye başladı bile.


E biz de mutluyuz yavrucağa paranın kolay elde edilmediğini öğretmeye başladığımız için; O da kendi kendine aldığı ilk hediyesinin heyecanıyla hala sarhoş!

GECİKEN DOĞUM GÜNÜ

Aksama yeni resimler yüklemek üzere kapatmışım. Ama o akşam öyle bir akşamdı ki.. Allah sonunu hayır etsin demekten başka birşey gelmiyor elimden. Sabredip göreceğiz bakalım...


Bebeğimin doğduğu günü kutlayacaktık herşeye rağmen. Yüreklerde müthiş bir acı ile de olsa. Afallayıp kalmış da olunsa, bütün dünya yıkılmış gibi de gelse. Ne de olsa o günün doğum günü olduğunu bilen bir melek bekliyordu bizi.
Gezinti için Özdilek' i seçti. Biz de boşlukta yürüyerek de olsa götürdük. Gözler görmüyor da olsa; akmak için bekleyen yaşlar ertelenip gösterdiği şeylere bakıldı.
Her adımda mezarına yaklaşmış gibi hissedilse de arkasından koşuldu. Heyecandan içi içi yiyordu. Paylaşılamasa da gibi yapıldı.


Meleğimin doğum günlerinden birine gölge düştü. Öyle bir gölge ki! Öyle bir karartı ki! Asla dinmeyecekmiş gibi gelen öyle bir acı yaktı ki içleri...

İYİKİ DOĞDUN DÜNYA TATLISI

Bugün 3 yaşına bastın meleğim. İyiki doğmuşşun. Akşama ayrıntılı fotoğraflar geliyor.

MELEKLER&ŞEYTANLAR

Günaydın!


İzmir' in malum sıcakları bastırdı iki gün önce. Yaz sonuna kadar bitmez artık. Rüzgarlı bayıra taşındık diyorduk RifBaba' yla ama bazen bi kesiliyor esinti; yapış yapış sıcaklarla boğuşmaya başlıyor insan. Yakında Alpi' nin yer yatağını banyoya bir güzel sereceğim. Yanına RifBaba yatar. Ben de duşakabinde yatıp 20 dakikada bir banyoyu sulayacağım.Evin iki cepheside kısa aralıklarla güneş aldığı için tek güvenli bölge koridor&banyo. Tatil düşleri içerisindeyiz. Hadi biz geçen sene Turgutreis' teki 2 hafta coştuk geldik de yazık sevgili kocam bizi götürüp getirirken gördü deniz yüzü. Bu sene şöyle ultra mega herşeylerin dahil olduğu bir otel veya tatil köyü istiyoruz. Hani şu yemeklerini bile çocuk çocuğa yiyip başlarındaki ablayla eğlendikleri çocuk klüplerinden bulmak istiyorum orada. Biraz bencillik yapmak istiyorum. Kısacık; 1-2 günlük bir mola istiyorum. Şaşkınım bu aralar öğle uykularını yine reddetmeye başladığı için evde film izleme keyfi de gitti bitti! Hesapladım geçen gün son 3 senede 3 kez sinema yüzü görmüşüm! İki seans üstüste giren bir çift olarak bu bize çok ağır geldi yahu.İki pazarönce; Teyzeyi yakaladığımız gibi Alpi' yi O' na sattık ve soluğu sinemada aldık. RifBaba çok uyarmıştı beni: Yapma etme. Çok az şansımız oluyor sinema için. Bak hiç de iyi duyumlar almıyorum diye. Ama gözüm döndü maalesef bir kez. Bok var gibi girdik "Melekler&Şeytanlar"a; 20dk sonra da çıktık dışarıya. Tek kelimeyle iğrençti diyemeyeceğim. Ne kadar salakça olduğunu anlatmam için kelimeler kifayetsiz kalıyor. Hatta pek sevdiğim Tom Hank' e bile; izlediğim dakikalar boyunca suratındaki o "Cin gibi bakar gözlerim benim" ifadesi yüzünden gıcığım artık. Yıllardır okumak istediğim bir kitaptı kitabı. Dan Brown' dan hiç hazetmem ama bu kitabı yıllardır ondan bundan duyduğum için sanırım iyice merak ediyordum. Okudum da.Ardından da nasıl devammış bu bakalım diye "Da Vinci Şifresini" de okudum. (Üstüne bok yedim hadi bir de "Digital Kale" nasılmış diye baktım fazla geldi. Sonra bir güzel Teyze' den ödünç aldığım "İzmir Büyücüleri" ni okudum. Şimdi de Oğuz Atay' ın "Korkuyu Beklerken" ini okuyorum ve sırada Amin Maalouf "Tanios Kayası" var. Bu da iki ayda 4 kitabı bitirebildim demek. Heyyooo!)Onu beğenmedim. Ama Melekler&Şeytanları beğenmiştim. Son kararım şudur ki:Dan Brown Bir şezlong kitapları yazarı. Geçen cumartesi; ufak bir mide rahatsızlığı sonucu bir gece önceyi iğreti geçirmiş olan ben koltukta yaymış dinlenmeye çalışırken; RifBaba başladı kurtlanmaya: "Teyzeyi ayarlayıp Terminatör' e gidelim." Teyze birgün önce bana telefonda haftasonunu ders çalışarak geçireceğini söylemişti. Mümkün değil çocuğu bırakacağımız yer yok. Zaten berbat hissediyorum. İyi dedim sen al arkadaşını git. RifBaba kulaklarına inanamadı. 5dakika içinde kapıdan çıkmaya hazırdı. Amaaaa..O gün tatil günü ve Alpi bunun anne+Baba+oğul saadet günü olduğunu biliyor. Bir yaygara. Adam kapıdan çıkmaya çalışıyor, Alpi boynuna yapışmış "Hayılll! Bugün tatil günü. Dışarıya çıkamazsın!" Bir önceki hafta filmi beklerken Romeo' ydu galiba bir animasyon gözüme çarpmıştı. Düşündüm ki, alıp Alpi' yi biz de gelelim. Ayrı salonlara gireriz. İyi bir fikir gibi görünüyordu. Nereden bilebilirdim ki çocuk seanslarının saat 15.30 da son gösterildiğini...RifBaba' nın arkadaşı da geç kalınca 21:00 seansını kaçırdılar. Bir sonraki 22:00 de. E ben hasta hasta çocukla gece yarılarına kadar kapanmış bir alışveriş merkezinin otoparkında ne yapacağım? Suratlar sallandı ve hepberaber Karşıyaka sahile oturduk. Alpi' ye görünce delirdiği Dragon Ball' unu aldık ve o halde koşturduk. RifBaba' da arkadaşıyla derin sinema sohbetine girdi. Sonuçta ne oldu? Pazar günü RifBaba taktı koluna arkadaşını "Terminatör" ü bensiz izlemeye gitti!

SENDEN NEFRETEDİYORUM VESTEL!

Zart diye aklıma geldi birden. Şöyle bir şeyler vardı bir zamanlar."Kurşunlara gelesin, gelesin!" Hah işte ne zaman bulaşık makinemin önünden geçsem, Vestelcilere bunu söylüyorum gayet içten. 7 ayı burnumdan getirdiniz. Çocuğumla geçirebileceğim vakitleri benden çaldınız. Günde bilmem kaç kez mutfağı basan yağlı suları temizlettirdiniz. Komple mutfak alet edavatımın içine ettiniz. 4,5senelik makina servis köşelerinde 20 yıllık gibi bir görüntüye büründü aça kapata. Yapılmayacak dediğimiz halde içini dışını silikona buladınız. Gideri komple deiştirttiniz. Servisiniz de bes para etmez. Sahte ilgi alakanız da bir boka yaramaz.Bi de utanmadan yetkili Bay A. "Benim evimdeki bütün beyaz eşyalarım Vestel bulaşık makinem Bosh" ve ustanız da "Bir tek bizim makinaların reçineleri 8-9 sene dayanmıyor, çabuk gidiyor, çözüm de bulamadık" dedi arsız arsız. Yıkamadan yeni gelen halıların ağzına burnuna s.çtınız. Hala da makinadan çıkan bulaşıkların hepsinin kirecini tek tek temizleyip yerleştiriyorum. Son numaranız suyun tazyiksizliği mi? Vestel! Kurşunlara gelesiniz EMİ!!!!

DONDURMASIZ OLMAZ YAZ


Çocuk&Dondurma! Ne ayrılmaz ikili. Geçen hafta teyze bir süpriz daha yapıp geldi bize. Ne zamandır uzaktan uzaktan bakıp durduğum yol üstündeki o cafeye koşturduk hemen.
Alpi uyuyordu; biz de keyifle icetea' lere yumulduk. Üşendim de yine gelinir ne de olsa diye iki kare çekmedim.
Sonra Alpi uyandı ve dondurmasını yemelere kıyamadı. Bir gün öncesinden beri düdüklü dondurma diye tutturmuştu zaten kafeye giderken Teyze ile bakındık sağa sola. İyi ki de yerini mimlemişiz. Huysuzzz, kavgaya hazır bir şekilde uyandı. Gık demeden dondurmayı tutuşturunca eline ses soluk kesildi. Geçen hafta grupta paylaşılan ev yapımı dondurmalardan birini hafta sonu deneyeceğim bakalım ne olacak? Doğum gününü de burada yapalım istedik ama kafe bir sitenin bahçesinde ve oturanlar dırdır ediyorlarmış.

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More