EVDEKİ GÜNLER

Polen mevsimi devam ettiği için çoğunlukla evde olmaya devam ediyoruz. Yaa, polen mevsimi bitince de İzmir' in adamın aklını başından alan sıcakları başlayacak ve biz yine çıkamayacağız. Marttan sonra ben zaten koruyucu kremlere bulansam bile 5ten önce dışarı çıkarsam vay halime. hafta hart hurt kaşın dur! Alpi' nin bir atraksiyonu oldu geçen hafta. 4 yaşına kadar çilek yasak. Yasak olmasa da reddedemeyeceği bir meyve olurdu diye tahmin ediyorum ama şu anki cazibesi bambaşka. Biz RifBaba ile bahçede komşularımzla diyalog çabalarındayken-20yıldır mizah dergisi okuyorsan alıntılar zevk veriyor(sıkılhan)- karşı dairenin kızlarıyla fırlayıp evlerine gitti. 10 dk sonra çağırmak için zile bastığımda zaten kendisi demiş "Annemse canıma okuyacak benim" diye. Kapı açılınca bi uzattım kafamı; önünde dev gibi bir çilek tabağı! Benim görünce panikledi ve elindeki hızla yemeğe çalıştı. İçeri nasıl daldıysam-kadıncağızın evine ilk girişim bu arada. O panikle ayakkabılarımı da çıkartmayı ihmal etmedim tabiiki-ayakkabılarımdan birisi havalanıp kafama dank! etti. Kaptım elindekini ve önündekileri. Bir ağlamaya başladı Alpi. Boncuk boncuk nasıl akıyor gözyaşları..Çok üzüldüm ama doktorumuz uyarmıştı 1 yaşındaki çilek maceramızın ardından:Çocuğun alerjik bünyeli kronik astım olabilir! 3 yıldır çilek mevsimi başlayıp da raflardan kalkana kadar neler çekiyoruz RifBaba' yla:( O gece sabaha kadar aralıklarla inceledik vücudunu. Belli belirsiz kızartılar oldu ve sabaha yok oldular. Ama sabah kusmalarla uyandık. Öğleden sonraya kadar yataktan kalkamadı ve sadece süt içebildi. Ama aralıksız istifra etti. 3 saatlik uykusu sırasırda hazırladığım şehriyeli çorbaya uyanınca resmen yumuldu. Az hasarla atlattık. Çilekten mi oldu bilmiyorum ama insafsız ebeveynler olarak bunu kullandık:( Artık 4 yaşına kadar çilek yerse aynı şeyleri yaşayacağını zannediyor.


Bu aralar hayaletlere sardırdı. Üsttekileri de bana çizdirdi.


Bu kadar sevinç gösterisi ayni tabakta hem makarna hem sosis-ki su aralar çok sık gösterilen reklamlar aklını başından aldı yavrucuğun-hem de surat olduğu için.



Canım benim.. Ben sana nasıl anlatacağım Bıcığı...
Çok uzun zamandır yapmak istiyordum bu transfer aktivitesini de bi türlü uygun materyal denk gelmemişti.

Bir gün önce kaptan kaba su transferi yapmıştı. Sabah kendi sütünü kendisi koyacağını anlayınca inanamadı gözlerine. İçinde gerçekten su var mı diye kontrol etti, bardağa sütü boşalttı ve hiç görmediğim kadar hızlı bir şekilde içip bitirdi.
Bardağa boşalttıktan sonra da acaba kaldı mı hiç içinde diye kontrol da etti bi güzel.
Crazy Ball düştü elimize. Alpi' nin arkadaşı Ada paylaştı. Bir hafta oynayıp geri iade. Reklamlarını izlerken benim bile içim gitmişti. YALAN! Külli yalan. Sadece yerde yuvarliyorsun, o da hızlı olmayacak. Arada durmasına yakın genelde hafif bir sol yapıveriyor. O kadar. Garibim üstünde şapka bile denedi belki o zaman olur diye:) Bi de 15 mi 16 tl mi ne. Neyse alsın hevesini bakalım.

GEZİCİ OYUNCAK MÜZESİ' NDEYDİK



Oyuncak müzesi İzmir' e gelecek diye pek bi heyecan yapmıştık ama o da hayal kırıklığıydı. Küçücük camekanlar ağzına kadar oyuncak dolmuş. Ben bu yaşımda karmaşık buldum. Ayrıntıları gözleyebilmek yordu beni. Çok mu şey bekledik acaba? Herşeyi yerinde görmek en güzeli galiba. Adamlar da ne yapsın tur bu sonuçta. Güzel olan neydi?




Eylem&kuzusu

KEDİCİK GİTTİ:(



O kadar üzgünüm ki..Bi o kadar da kızgın.. Hangisi daha ağır basıyor bilmiyorum. Yeni eve taşınınca bu kadar uzun süre işsiz kalacağımı tahmin edememiştim. Biz Alpi ile bu kadar uzun saatler evde olmayacaktık güya..Evde kalsaydı Kesin bir yerine birşey olacaktı. Bahçede keyfi yerindeydi ama başkalarının keyfi kaçtı..


Mecbur kaldık! Elimizde sadece bu Bıcık kaldı. Alpi' ye ise annesi çok özlemiş; o da annesini çok özlemiş diyoruz. Bu kadarına bile isyan edip gözleri doluyor. Hangi birine üzüleyim şaşırdım..Hoşçakal kedicik...

23 NİSAN



Bugün 23 Nisan, neşe doluyor insan diye topladık tası tarağı; aldık Burçin&Melis' i de yanımaza dooğru evimizin herşeyi Ikea' ya. Top havuzu yine çişini tutamayan bir miniğin sayesinde kapalıydı. Alpi buna çok bozuldu. O kadar sıra vardı ki.. Yine de evden beri burasının hayallerini kurduğu için sesimi çıkartmadan edepli usturuplu bekledik sıramızı. 1/2 saate yakın beklemişiz tam bize sıra geldi her seferinde beni görünce uzuun uzun , bitmek bilmez süzüşlerle her tarafımı inceleyen o uyuz oyun bahçesi görevlisi sorguya aldı beni. Yok efendim çocuk kaç doğumluymuş, boyu kaçmış? Sorsam 3 gün önce giydiğim t-shirtü bile tarif edecek kadar yakinen ilgilenir kendisi benimle halbuki. O gün kalabalıksa mutlaka arıza çıkartıyor bu bayan. Bana geldiler artık "Bu ne bea! O kadar sözümüze güvenmiyorsan konuş müdürünle çocukların boynuna nüfus kağıdı asalım!" Girdi içeri Alpi. Ben hevesle Burçin' le Melis' in yanına koşturdum. 5dk asansör bekledim. 20 adımda ulaşılan çocuk bölümüne omuz omuza 2 dk da vardım. Üst katın çeyreğine gelmişken ismim anons edildi:Sn ..... lütfen çocuk cennetine!" Anca 3 soluk alıp vermiştir ki bir anons daha. 3. anons yapılırken asansöre yeni gelmiştim. Kalabalık, yürünmüyor. Asansör takıldı mı ne yukarı çıkmak bilmiyor. Merdivenlerden insem bütün mağazayı yürüyüp gelene kadar daha çok zaman kaybedeceğim. 5. anons geldiğinde "Hah dedim Alpi bi halt yaptı.."Bi yandan da yüreğim ağzıma geliyo yoksa çocuğa mı birşey oldu diye. Can havliyle cennete geldim; bi baktım çocuk kuzu kuzu oturuyor, herşey süt liman! "Nooldu?" diye sordum. "Canı sıkıldı, çıkmak istedi""E niye 1500 kez anons ettiniz bi problem yoksa?" Bilmiş bilmiş sırıtarak "Mağaza içinde değildiniz galiba, gelmediniz.""Hasta mısın sen? Peşpeşe anons edip duruyorsun? Yukarıda iğne atsan düşmez! Problemli misin?"Sanki iltifat etmişim gibi iki elini önünde birleştirip gülümsüyo tüm sevimsizliğiyle. Uzuuuuun zamandır hiç istememiştim birisinin ağzına burnuna vurmayı. Gerzek! Alpi' yle yeniden yukarıya çıkarken hem ciddi birşey olmadı diye seviniyordum, hem de bir patlama, yangın benzeri şeyler olsa diğer çıkışları akıl edemeyip tek asansörü belleyecek olan kalabalığın dehşet görüntüleri geliyordu gözümün önüne.
Kızların yanına çıkana kadar kötü ruh halinden sıyrılıp Dr Oetker' in standına diktik gözümüzü.


Yeni muffinlerini tanıtmak için iyi bir zamanlama ile burayı ve o günkü kız çocukları ve annelerini seçmişler. Bir tanese hariç:)) "Ayy dedim tam bize göre" Alpi zıp zıp zıplamaya başladı zaten. İsmimizi yazdıralım dedik liste dolmuş. Ben aşağıdaki uyuzla uğraşırken dolmuş! "Olsun, bekleriz" dedim ve bekledik. 20 dk kuzucuk oturduğu yere neredeyse mıhlanıp bekledi(neredeyse). 20dk sonunda gelmeyenler oldu tabi ve bizim gibi hariçten bekleyenler de. Aaa bi baktım görevli kadın hepsi bizden sonra gelmiş bekleyenleri kaydedip önlük&şapkalarını taktı; bizden tarafa hiiiç bakmıyor.


E beklediyseler biz de bekledik. Gittim kadının yanına "O daha küçük, yapabilir mi?" gibi birşeyler mırıldandı. "AA aşkolsun. Anasını bile ağlatır" diyecektim yaa.. Bakışlarımın tüm cazibesi/şirretliğinden sonra görevli bayan hemen benim oğlanı da ekledi listesine ve başladılar. Çocuğu kaç yaşından beri mutfağa sokuyorum ben. Hazır kek yapmakta ne varki. Bir ara kendi kendine omlet yapmasını ekleyeceğim bloğa.


Bunlar da tedbirsiz annenin sarj etmediği için biten kamerasından sonra telefonla devam ettiği resimleri:


Kendim kendime(!) yaptığı muffinini hammlatırken


Biten dondurmanın ardından özbakım becerilerinin gelişkinliği yalanarak ispat ediliyor
Alpi doğana kadarki tek gözağrım Balböceğim

Mayısın 1' i annemin de doğum günüydü. Bir gezme, bi Domino' s, bi de Özsut yaptık. Hepimiz elimizde telefonlar birbirini çekip siparişlerimizi beklerken; bunun bir doğumgünü kutlaması olduğunu duyan sevimli servis elemani ağbi bi kıyak yaptı. Birden son sez mutlu yıllar şarkısı eşliğinde annemin mini, maytaplı pastası geldi. Alpi de bizim gibi fotoğraflara dalmıştı. Ben de O7 nu görüntülüyordum ki çocuğun birden kulaklarını tıkamasıyla duydum müzik sesini. İyi ki doğdun annecik! İyi ki varsın!



2 hafta öncesi, spor dönüşü. Yolda denk geldiğimiz lokmalarını lupletirken bir yandan da uyuyduğunu farkettim!

ARŞİV

Yok böyle olmayacak.. Gün geçtikçe yeniler ekleniyor ve ben yazacaklarımı toparlamakta güçlük çekmeye başladım. Toplu bir arşiv çıkartması yapıp eskilerin üstüne çizgi çekeyim:

ALPİ' NİN ÇEKİMLERİ





Bir katolog çekimi için RıfBaba' nın stüdyoya uğraması gerekiyordu. E tek pazarımız beraberce şööyyle bi gezmeye çıkmışız. Hepberaber soluğu stüdyoda aldık tabi. RifBaba iş konuşmaya dalınca Hüseyin Abi Alpi' ye bir el attı. Çok eğlendi çook. Bütün stüdyo 10 dakikada savaş alanına döndü. Jet gibi zikzaklar çizerek kaçtı. Yakalayamıyoruz da! Enseledim en sonunda. Hoşuna gitti de izin verdi bol bol fotoğrafının çekilmesine.
Bu arada kendime de bakıyorum..Ayy bana da acil sihirli değnek gerek.:(


Bunlar da kamera arkalarımız..



İZMİR' Lİ ANNELER BULUŞTUK!



4 nisan' da montessori&annellik ile ilgili herşeyin paylaşıldığı grubumuzun İzmir ayağı nihayet buluştu.


Tenis Cafe bir anda çocuk cıvıltılarıyla doldu.


Peşpeşe uyuyanlar, uyananlar ve uyumayıp annelerini azıcık meşgul edenler..


Çok tatlıydılar çok!


Tenis topları, havuz ve kedicik en gözde mıncıklanacaklar listesindeydi.





Şimdi gündemimizde Forum' a gelecek olan "Oyuncak Müzesi" var. Kızlaaaarrr! Duydunuz mu?

İYKİ DOĞDUN AN-NEEAAA!


Doğum günümü kutladık. "Hadi Canım" dedirten 30' lu yaşlara girdim de hızla ilerliyorum bile. Vefalı arkadaş Burçin bize bir süpriz hazırlamış. RıfBaba sigara alıyorum diye çıkıp 1500 kadartlık elmasları olan küpelerimi almış:P Pasta falan hazırlanmış. Işıklar kapatılıp tüm ekip dalıverdi içeriye. Alpi daha mutfakmtan çıkmadan "İyiki doğdun Ann-neeaaa!"diye çığlık çığlığa bağırmaya başlayınca ben pozisyon aldım tabiiki hemen. Melis ile birlikte pastamı taşıdılar ve benden önce mumları üflediler. Çok eğlendiler çoookkk. Bloğa sadece bu videoyu koydum. Diğerleri bize kalsın. Teşekkür ederim arkadaşım, RIfBaba ve sevgili miniklerim.

EL BECERİLERİ



Bakıyorumm.. Mart ayında gerçekleştirmişiz bu aktiviteyi. Mutfakta dalgın dalgın havuç keserken farkettim ki bir cüce tarafından gözetleniyorum. Pür dikkat beni gözlüyor. Hemen kaptım tepsi, havuç&soyma bıçağını; oturduk halıya ve Alpi "Sen kendim kendime denemek istiyorum" diye çığrınınca başımla onaylamaktan başka birşey yapmadım.


İlk önce normal bir bıçakmış gibi kullanmaya çalıştı elindekini. Evirdi çevirdi. Olmayınca keskin tarafını sürterek kesmeye çalıştı. O yardım isteyince sadece doğru tutuş pozisyonunu gösterdim ve çok mutlu oldu.


EV HAPSİ



Her yıl Nisan15-Haziran15 arası zorunlu ev hapsimiz var. Korkunç, hapşurtucu, kaşındırıcı, göz sulandıran, burun akıtan POLEN zamanı=polen alerjimiz! Arı Barry' den öğrendikleriyle anlattıklarımızı birleştirip; polen güçleri -ki kendileri bal arıları oluyor- işlerini bitirene kadar ayak altında dolaşmıyoruz diye bir sonuç çıkartmış. E şimdilik idare eder bir mazaret. Ne kadar daha yer? Bilemiyorum.
Hal böyle olunca benim işim de epey bi zorlaşıyor. Dışarıda beni bile baştan çıkartan bir bahar havası ve biz evde akşamüstü saatlerine dek evi bile havalandıramıyoruz. Veriyoruz kendimizi sanat çalışmalarımıza:
(Maalesef yazmaya çok ara verdiğim ve araya bir de taşınma girdiği için aldığım tüm notlar kayboldu. O yüzden hangi aktiviteyi nereden inderdiğimi bir türlü hatırlayamıyorum. Emeği geçenlere saygısızlık olmaz umarım.)


Önce 5li grup halinde verdim, beğenmedi. Bebek faaliyetiymiş çabuk bitiyormuş. Anam ağlamış onları hazırlarken! Dayadım hepsini birden önüne. 45dk mıhlandı yerine. E bana da montessori grubumuzdan Korsan A...' nın yolladığı kitabı kahve eşliğinde içebilmek gibi bir lüks doğdu. Sevgiler kendisine:)

BURASI NERESİ?



Semt pazarı mı?


Bit pazarı mı?



Teknoloji de var işin içinde hımm..Bunlara bayılmamak mümkün mü?


Yok ya ! Sadece Teyze' nin odasıymış!

ONLAR DOSTLARIMDI..

Taşındık ama küçük kuzumun kalbinin bir parçası Balçova' da kaldı. İlk bir ayımız çok ama çok zor geçti. Ben bir türlü arabayla haşır neşir olamadığımdan dolayı mecburen otobüs, metro, RifBaba veya otobüs, metro, dolmuş şeklinde ev temizleme maratonlarıyla başladık önceleri. Kuzuya odasında bir küçük ayarlama yaptım. Oyun ve uyku ihtiyaçları giderildi. Zaten çoğunlukla temizlik yapmaya gönüllüydü.

UPUZUUN BİR POST

Anne uyuz ve üşengeç olunca böyle oluyor işte!3 ay olacak neredeyse yazmayali. Bi silkelenmem gerekiyordu. Nihayet taşındık. Artık İzmir' in başka bir semtinde; metrekareye hayatımda görmediğim kadar çok park sığdırılmış yeni muhitimizdeyiz.

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More