Yanartaş, Adrasan ve kıyısından Kaş


Olympos' a şöyle bir acıklı bakış atıp; Adrasan' a doğru yollandık. Alpi' nin olmazsa olmaz taşları elbette ellerimizde. Geçenlerde bir güzel boyadık onları:)
Yolda frenk inciri (linke tikladiginizda; sol alttaki kaktüsün meyveleri) yedik. Alpi sevdi. Yeni lezzetlere bazen çok da açık olmayabiliyor. Gerçi önceden de tatmıştı. Geçen sene hiç denk gelmediğimiz için almadık ve unutmuş.


Geçen postta yazmayı unutmuşum; akşam yemeğinden sonra Yanartaş' a gittik. 250-300m tırmanılıyor. Müze kartlarımız yine kullanıldı. Sağda, yol boyunca bulunan ağaçlar dilek ağacına benzemişti. Her dala binlerce parça naylon bağlanmıştı. Karanlıkta bir sürüinsan karınca sürüsü gibi yukarı aşağı yürüyordu. Alpi gık demeden tepeye kadar tırmandı. Aydınlatma yoktu ve yıldızlar o kadar yakın, parlak ve güzel gözüküyordu ki.. Telefonlarımızın ışığında önümüzü görmeye çalıştık. Tırmananlar iniştekilere "Ne kadar kaldı?" diye soruyor; iniştekilerden kime denk geldiyse mütemadiyen "Az kaldı az" diye gülerek yanıtlıyordu :) Böyle böyle çıktık. inişe geçtiğimizde de biz aynı şeyi söyledik hehe Herkes gibi uzun bir süre nefes alış verişlerimizin düzene girmesini bekledik. Sonra da zirvedeki her Türk gibi gözümüze kestirdiğimiz ateşi üfleyerek söndürmeye çalıştık. Alpi kuş pek eğlendi. Çılgınlar gibi hopladı, zıpladı, üfledi, olmadı destek kolları çağırıp beraber üflediler. En sonunda da su döküldü ve tekrar yakıldı. İnerken dumur dialog:
Kadın: "Ayyy bir de girişte para saydık avuçlarına. Yollara bak! Taş dolu; hatta kaya! Bari yolları düzeltselermiş!!!"




Yeniden yollardayız. Bu ağaç evler, gördüklerimin en güzelleriydi.


Uyurken gülümsemesini aynadan yakaladım.


Bu böceklerden  alttaki arıydı sanırım. Üstteki hakkında bir fikrim yok. Önce çiftleşiyorlar zannettik. Sonra ikisinin farklı cinsler olduğunu farkettik. Ayrıca çiftleşmiyorlarmış; üstteki böcek alttakini sokmuş ya da hotumuyla bir şeyler çekiyor. Karışık anlattım değil mi? Neyse biz de biraz sağından solundan inceleyip; doğanın işine karışmayalım dedik.


 Adrasan' da kaldığımız oteli yine Çıralı'daki yöntemle bulduk. Tek küçük fark; bu kez yol boyunca gördüğümüz tabelaları aramak yerine, internetten bulduk numaraları. En azından aradığımız otel hakkında bir fikrimiz oldu.


Hayatımda kaldığım en garip oetl ama en etkileyici oda idi. Şimdilerde hayallerim var. Atatürk.M.ahallesi' nde küçük bir arsa ve üzerinde bu evin mutfak ve çocuk odaı eklenmiş halini yaptırdığımızı düşünüyorum. Eni topu 90 metrekare olsa yeter. Küçük bir de bahçe; tamamdır :) Ağaç ev olmayacak tabii ki. Gece boyunca hatır hutur kaşındık; sabaha da vücudumuzdaki böcek ısırıklarını saydık:P Tatil arkadaşlarımızda aynı durumdan muzdaripti. aklımızdan rahatsız edici bir şekilde tahtakuruları geçti ama kaşıntılar öğleden sonra kayboldu. Alpi' de herhangi bir durum gözlemlemedik.

Akşam yemeği için sahile indik. Çok sevimli bir yermiş Adrasan. Fazla gezme şansımız olmasa da gördüklerimizi sevdik. Alpi ilk kez Haydari yedi. Ekmeği bana bana, yalana yalana. Yemekten sonra arkadaşlarımızın çocuklarıyla sahilde oynadılar. Alpi ilk kez bizsiz sahilde turladı, gece denizde oynadı. Ve tabii ki yine taş topladı. Sandaletlerinden birisi ayağında olmadan masaya geldi ve sorunca fark etti! Böhüüü ler eşliğinde bulduk ve giydi. Büyüklerin yemek keyfi uzuyunca; çocuklar sıkıldı. Alpi ile hediyelik eşyacıları gezdik. Minik Caretta Caretta anahtarlıklardan ve ışıklı sopalardan aldık. Mutlu oldu. 1 hafta gece gündüz onlarla oynadı.

Havuzbaşında börtü böceği macro denemelerime alet etmeye devam ettim. Bu kız böceği de ; üstteki ikili gibi 1-2cmlik bir şey.
Alttaki dört fotoğraf; otelin kendi sitesindendir. Ev ayrıntıları için ekledim.


 En sağdaki,bizim kaldığımız.


Ayak parmaklarının ilk ikisi çocuk havuzu, son üçü jakuzi.


Yemekten sonra otele döndüğümüzde karşılaştığımız manzara buydu. Ayrıca bahçede barkovizyonda film gösterimi vardı. Gece yarısından sonra film bitti ve manzara da bitti, internet bağlantısı da gitti! Tepelik ve ıssız bir bölgede otel. Zifiri karanlık olunca da oldukça ürkütücü ve can sıkıcı oluyor ortam. 3G' den tavsiye sitelerine baktık ve nahoş yorumlar okuduk. Üzerinde fazla durmadan; film izledik., mum ışığı eşliğinde balkonda sohbet ettik.


Bu da başka bir oda imiş. Kalabalık aileler için daha farklı planlılar vardı. İçleri de böyleymiş. Benim gönlümdeki hala bizim kaldığımız :))
Benim fotoğraflarla devam ediyoruz.

Ağzımızın suyu aka aka Kaş' tan geçtik.Bitiminde bu mola yerinde durduk. Yoldaş aile lideri "Mavi yengeç yiyelim" dedi. Yedik. Bir şeye benzetemedim. Rengi de o kadar mavi değildi:P Onlar bizi yedi zaar.
Alpi son "Telefonla oynayacağım" çırpınışlarını burada yaptı. Ne adam gibi yedi ne de yedirdi. O krizi atlattık.

 Canım tatil günleri bitti. Deniz, kumsal ve hatta ılık sonbahar günleri ve geceleri dahi bitti. Şu sıralar evimizden manzaramız bu.

Bitti.

9 yorum:

nil dedi ki...

Benim bir arkadaşım da sizin kaldığınız otelde kalmış,osmangazide bu evden yaptırma planları var,ben bunları ondan çiçekliköyde kahvaltı eşliğinde duydum,tanışıyor musunuz :P

nil dedi ki...

bi de bu blog sahibinin onayına hastayım,onaylama da göreyim :P

ElfAna dedi ki...

Hahaha:) Nil, emin olamadim. Tanisiyor muyuz acaba? :p

Elif dedi ki...

off ne güzel yerler böyle..içim gitti :)

ElfAna dedi ki...

Elif, birakin artik Cesme' yi siz de.

CaTSeA dedi ki...

Yanartaş'ın bizdeki hatırası çok farklı, 2009 aralık ayında yılbaşından 2 gün önce gitmiştik Olympos'a. Gitmişken Yanartaş'a çıkmadan olmazdı. Kapıda bilet kesen amcaya sorduk ne kadar tahminen diye. Şu merdiveni çıkacaksınız onun sonunda çok sürmez dedi. Tamamdır dedik başladık tırmanmaya, ama git git bitmiyor. Yolda karşılaştıklarımıza sorunca da senin de yazdığın gibi herkes az kaldı diyor :) Neyse çok yorulduk, çıktık sonra inmesi ayrı bir dert oldu tabiki. Tahmin etmediğimiz kadar uzak olunca yorgunluk biraz psikolojik oldu. Ertesi gün ise hamile olduğumu öğrendim ve annemden nasıl bir fırça yedim anlatamam. Madem öyle bir şüphen var ne işin var dağın tepelerinde diye :)) Kızıma anlatacak bir anım var artık..

ElfAna dedi ki...

CatSea, ikinizin de sirti yere gelmez o saatten sonra:)

Ferdane çimen dedi ki...

Sevdin mi sevmedin mi anlamadim ama biz gittigimizde tahtakurdu falan yoktu iki sene ust uste tatil donusu 3 gun kafa dinlemek icin kalmistik. Ve bizde otelin odasina bahcesine ve sessizligine bayilmistik.sakin sessiz kendi halinde biryer :) birde koyu cok temiz ve hala cok bakirdi gittigimizde carettacaretta gormustuk hemde suda kanoya binerken birde kiyida murekkep baligi ve dil baligi ile karsilasmistik zaten balik avciligi icin cok zengin bir yer aslinda olympos adrasan ve cirali yani yanartas en sevdigimiz yerler esimle dogasi naturelligi ve sakinligi dolayisiyla :) ama nehirle henuz hic gitmedik sanirim birazdaha buyudukten sonra onada yanartasi gostermek isteriz :)

ElfAna dedi ki...

@Ferdane cimen, mekani ve bolgeyi cok sevdim. İsletmeciyi ve tahta kurularini sevmadim:)

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More