Her ilk heyecanlıdır

Bir takım "itsy bitsy, tiny miny" arkadaşım var. İzninizle önce buradan onlara teşekkür edeyim, onlar anlar:)))))
Bayramdan önce bir okuldan aramışlardı beni. Görüşmeye gidip, okulu beğenmiştim. En başta belirtmiştim çocuğumun da aynı kurumda bulunmasını tercih ettiğimi. Aranan öğretmen 4 yaş içinmiş, e Alpi de 4 yaş. Okul güzel, onlar beni beğenecek, ben onları beğeneceğim, bir de üstüne Alpi ile aynı sınıfta olacağız; "Bu kadar da hayalperest olmayayım, yatar bu iş" dedim görüşme sonrası eşe dosta. Araya bayram girdi zaten, sonraki günlerde de arayan olmadı. Ben de üzerinde düşünmedim. Ne de olsa ben bu sene hiçbir kuruma başvurmamıştım. Gayet de hazırlıklıydım yine evde olacak olmamıza.


Bodrum dönüşü eve el attım. Balkon masasını akça pakça edip, Montessori odamıza yerleştirdim. Diğer odadaki eşyaların şeklini şemalini değiştirdim. Bu arada Alpi&anneannesi arasında geçmiş, geçen hafta anneannesinin evinden bir olayı anlatayım:
 Alpi anneannesine "Sana bazı renkler göstereceğim, bakalım biliyor musun?" Oturmuşlar ve Alpi oyuncaklarından tek renkli olanları dizmiş. "Bu ne renk?" "Bana maviyi gösterir misin?" Anneannesi de göstermiş. Bir tanesinde bilerek yanlış söylemiş. Alpi "Aferin" deyip elinden alırken "Bu, sarı" diye düzeltip kaldırmış. Annem "Montesorrici yetişiyor" dedi ve ne yalan söyleyeyim pek güldük:))
Evi toparlarken oyuncakları da ayıkladım. 2 yaşından beri kanına girmeye çalışırım. "Artık oynamaktan zevk almadığın oyuncaklarını ve sana küçük gelen giysilerini; ihtiyacı olan çocuklar için ayırmalıyız." Tam 2 yaşındaydı. "Bir daha görebilecek miyim? Yine benim olacaklar mı?" diye sordu. Hayır cevabını alınca da bir daha kesinlikle yanaşmadı. Sonbaharın ilklerinin ilki buydu. Benim ilkim de saçlarımdaki ilk beyaz teldi ama bir daha kendisiyle karşılaşamadık. Oyuncakları ve giysileri kendi isteğiyle ayırdık, paketledik ve götürülmek üzere bir kenara koyduk.

Ev düzene girse de, eğitim planları yapılmaya başlansa da bariz bir memnuniyetsizlik vardı üzerimde. Bu sene çok zor geçecekti eğer okul yoksa. Alpi devamlı arkadaş sayıklamaya başladı. Kurslar vardı kafamda alternatif olarak ama belli ki yetmeyecekti. Oradan oraya oyalanmak değil, saatlerce arkadaşlarıyla oynamak istediğini açıkça belirtti. Apartmandaki arkadaşlarının hepsi anaokuluna gidiyor. Kendinden küçüklerle de O vakit geçirmek istemiyor. Bir yanda kafamda iyice silikleşmeye başlayan kariyer, çalışma hayatı, emeğimin karşılığı, vs vs...derken Cuma yapılan ani bir telefon görüşmesi,  Pazartesi gerçekleşen ikinci görüşme ve Çarşamba Alpi ile okulumuza başladık :)
Bir gece öncesi aklıma karamsar düşünceler peydahlandı. Görüşmeye gittiğim gün; Alpi' nin öğretmeni rhatsızlanmış ve görüşemedim. Daha önceki tecrübelerim aklıma geldi, bir ara sıyırıyordum! Şimdi genellikle şöyle bir gevşeklik söz konusudur: Sen kurumda öğretmensen ve çocuğun da aynı kurumda başka bir öğretmendeyse; çocuğunnun öğretmeni pekala senin çocuğu sallayabiliyor. Hastaysa ilaçları unutulabilir, huysuzsa molada sana çemkirilebilir, sanat faaliyetlerinde göz ardı edilebilir, dahası ilk gün üzerine diğer çocuklar kadar hassasiyet gösterilmeyebilir. Ne de olsa anası orada çalışıyordur&kızıp okuldan alamazdır! "Ne güzel, çocuğun da seninle. Ne kadar şanslısın" diyen arkadaşlara duyurulur. Her durumun kendine has artıları olduğu gibi eksileri de vardır. Haa bir de "Çocuğun hareketlerine bak! Bir de anası öğretmen olacak!" var ki; böylelerinden herkes sakınsın.

Böyle düşüncelerle boğuşurken; RıfBaba o gece geç geleceğini haberverdi. Alpi de o gece inatla 12:00' den sonra uyudu. Bin dereden su getirdi. Yok elma yiyeceğim, yok salatalık isterim; benim de stres tavan yaptı haliyle. Bir yandan da vicdan yaptım mı! E be kadın, yarın çocuğun ilk günü. Kim yanında olacak Alpi' nin? Kim alıştıracak? Ben sınıfta olacağım, RifBaba' da eminim ki işe koşturacak. Hah, al sana düşünecek bir konu daha!!! Alpi' nin yerine ilk gün sendromunu doya doya yaşayan ben oldum.
Ertesi gün hepimiz şamşoloz gibi uyandık ve okula gittik. Ben öğretmenlerle tanışıp gevezelik etmek yerine; Alpi' yle beraber okulu keşfe çıkmayı yeğledim. Ben böyle yapınca, öğretmenler de beni direkt veli sandı. RifBaba da beni takip ederken yerli mi oldu yersiz mi bilemedim "Yeni öğretmeniniz, Alpi de yeni başlıyor" diye gezinince dınınınımmm! Tüm dikkatler bizde. RifBaba 1 = ElfAna 0 olduk. İkinci ilkimini de çocukcağız böyle yaşamış oldu: İçine sindiği, içimize sinen okuluna başladı.


Okul, pek tatlı. Oyuncaksız, bol eğitici materyal var -adeta bir puzzle cenneti-, kostümler&kuklalar tamam. Sınıflar, yaş gruplarına göre dekore edilmiş. Küçük yaş grupları sıcak, büyük yaş grubu soğuk renkler ağırlıklı.
Kampetler kendi sınıfımızda. Tuvaletlerde sıvı sabun yerine köpük kullanılıyor. Evimizin herşeyi Ikea' dan fazla yararlanılmamış, buna çok sevindimm. Artık heryerde aynı şeyleri görmekten kusacak kıvama geldim. Sessiz&sakin, nezih bir semtte. Okulun bulunduğu sokak pek işlek değil; ki bu gürültü açısından bir avantaj. Bahçe ve bahçe oyuncakları oldukça güvenli; zemin de öyle. Bahçe saatleri de oldukça esnek. Bu da 2 senedir benim, diğer okulları elememi sağlamıştı. Koştursunlar, kumla oynasınlar. Geniş bir kapalı oyun odası mevcut. Alpi de ben de ahşap oyun evine bayılıyoruz. Personel deneyimli ve güleryüzlü, sakin insanlar. En güzeli de "Çocuklarınızı şu yöntemle zirveye çıkarıp diğer yöntemle dahi yaparız; şu pedagojiyi alıp çocuklarınızın karekökünü çarparız" iddiası yok kurumun. Bu da açıkcası, benim daha fazla güven duymamı sağladı. Seminerler takip ediliyor, güncel teknikler araştırılıyor, uygulamalar yapılıyor ve bunu okulun reklamı olarak kullanmaya gerek görmüyorlar. Zaten olması gereken şeyler. Körün istediği bir gözmüş; yaşasın!
Alpi' nin öğretmeniyle tanıştık nihayet, sınıf arkadaşlarını ve velileri yavaş yavaş tanımaya başlıyorum. Benim sınıfımdaki bıdıklar şaşırttı beni. 2-3 yaşa göre oldukça sakin, eğlenceli ve işbirliğine hazırlar. Sadece 2 tanesi ağlıyor. Bu sayı çoğalabilir de, yok olabilir de, göreceğiz. Şimdilik ördek ailesi gibiyiz.
Alpi iyi. Benden daha çabuk adapte oldu gibi görünüyor. Uyku saatinde yavru ördeklerimi uyutmamı yanımda bekliyor ve ikindi kahvaltısı veya varsa branş dersine kadar ara ara birlikteyiz. Tahminimden daha ılımlı karşıladı çocukları.Annesini paylaştığını düşünmüyor ve bana okulda öğretmenim diye hitab ediyor:)))


İlk gün, bahçede beraberdik. Tüm çocuklara elini uzatarak "Merhaba ben Alpi, arkadaş olalım mı?" ya da "Tanışabilir miyiz?" diye sordu. Yanıt: Hayırrrr! O üzüldü, ben üzüldüm. Onun sınıfındakiler de yeni başlamış. 2-3 günde minik gruplaşmalar olmuş ve hepsi bir tek o arkadaşıyla oynuyor. Çıkışta eve gitmek istemedi kara gözlüm. İkinci gün, ilk gün heyecanı tatmin olmuş bir vaziyette durgun gitti. Okuldan önce parka götürdük. Arkadaş durumu aynıydı. Öğleden sonra Deniz' le arkadaş olmuşlar. Çıkışta yine park. Üçüncü gün "Bırakın beni uyuyacağımmmm!" çığlıklarıyla kendimize geldik. RifBaba midesinden rahatsızlandığı için zor bela evden çıktık ve otobüsle gittik, tabii ki biraz geciktik. Yol boyunca surat astı & okulun önünde "Girmeyeceğimmm! Seni de istemesinler. Anneanneme bırak beni!" diye aklına ne gelirse saydı. Bir 10dk kapı önü mücadelemiz sürdü. Neredeyse kucaklayıppaket halinde sokacaktım okula, zor tuttum kendimi. O geciktikçe, ben de gecikmiş oluyorum. Okula girince de oyun odasındaki sandalyelerden birine oturdu; ellerini bağlyıp bacak bacak üstüne attı ve "Kahvaltı da yapmayacağım, sınıfa da çıkmayacağım" tribini attı. Peki deyip yanağına bir öpücük kondurdum ve öğretmenine pasladım. Hem yemiş, hem de sınıfa girmiş sıpa:) Evden daha erken çıkmamız, en akıllıca davranış olacak. Ve de çıkıştaki park rutinimizi girerken de oluşturalım. 3 sabah üst üste ben aç kaldım. İki bıdığın sakinleştirilmesi gerekiyordu. Birinin ailesi de gelince tam oldu.
Tekrar işe başlamak, şu anda tarifi olmayan bir haz. Alpi için beklentilerimi karşılayacak bir kurum bulmuş olmak daha da güzel bir duygu.


3. günün zor geçeceği sabahından belliymiş de yapabileceğim bir şey yoktu. Çıkarken yine istemedi, okulda kalacakmış. Parkı hatırlatınca kıvama geldi. 1 saat parkta oynadı, ben de dinlenmiş gibi oldum. Otobüse bindik ve sonrası üçüncü ilkimiz oluyor:
Okul dönüşü bebek arabasında uyuyakaldığı için, otobüse arabayla bindirmiştim. Çok yorgun hissettiğimden ilk kez 2 elimle arabasını sıkı sıkı tutarak oturdum. Soförün ani ve sert freniyle -ellerim bebek arabasında olarak ben de yerimden fırladım- arabası sola şiddetle fırlayıp devrildi. 1-2 sn sonra korku&acıdan dehşetle çığlık atmaya başladı. Otobüs durdu, tüm yolcular&şoför yanımıza gelip kontrol ettiler. Yeni uyudu, şu an ağlayabiliyorum. Sonuç: Alnının sol yanı, kalça kemiği yaralandı. Yine sol alt dudağı; üst dişiyle yarıldı :((( Çok ağladı, zor sakinleşti & "Arabamı sen itip düşürdün!" diye eve gidene kadar bana küslüğü devam etti! Gece deliksiz uyudu, uyanınca daha keyifliydi ama ağzına hala birşey sürmüyor, sadece su içiyor. Öyle ağrısını, acısını da pek dile getiren bir çocuk değildir. Sarılma bahanesiyle sağını solunu bastırıp tepki ölçüyoruz.Ertesi gün sabah uyanınca ilk sözcükleri "Sen ittin beni! Senin yüzünden düştüm" oldu ve kalbimi dağladı. Haklı, benim yüzümden düştü..

*Biterken RifBaba biraz toparladı kendini & Alpi' yi de alıp yürüyüşe çıktı. Ben de yarının planları, sanat etkinlikleri, sınıf süslemeleri, o gün anlamadığım ama kendini ertesi gün gösteren korkunç bir bel ağrısı & vicdanımla boğuşuyorum ve pek arabesk denk geldi diye yalan mı söyleyeyim Sertab Erener - Sen Ağlama çalıyor.

11 yorum:

KEO dedi ki...

Hayırlı olsun ikinize dee:))çok sevindirici bir haber okul maceranız.Ama bir de kocaman geçmiş olsun hepinize!!hadi çabuk iyileşin;)

ElfAna dedi ki...

Sagol Keo:)

Başak dedi ki...

sana öğretmenim diyor ha...çok tuhaf bir duygudur heralde,daha çok senin için.Ben de görürmüyüm acaba Adanın bana öğretmenim dediği günleri:)İkinize de hayırlı olsun.

Pratik Anne dedi ki...

Ikinize de tebrikler. Gonlunuze gore olmus. Insallah boyle devam eder. Ayrica kazaniz icin cok gecmis olsun. Acil sifalar diliyorum.

Ege'nin Annesi; dedi ki...

hayırlısı olsun, her ikiniz adınada çok sevindim .Kaza için Alpiciğime de sana da çok geçmiş olsun.Daha kötüleri yaşanmasın:( Sevgiler

Berna dedi ki...

geçmiş olsun. umarım bundan sonraki gunlerini mutlu mesut gecirir alpi. içine sinen bir yer bulmanın nekadar paha biçilmez oldugunu onu gecen hafta kaybedince anlamış biri olarak ne mutlu size diyorum.

meldi dedi ki...

Çok geçmiş olsun yazı mutlu mesut ilerlerken birden şok oldum. Umarım iyileşme ve alışma süreciniz hızlı olur.

.....NURAN EVREN YILMAZ.... dedi ki...

Elifciğim çok geçmiş olsun canım, inanamadım okuduğumda. Seni arıyorum hemen.

Başak Çelik dedi ki...

ElfAna'm, yeni okuyabildim... böyle ayrıntılı, uzun uzun yeniden okuduğuma sevindim! "İÇinize sinmesine" bayıldım!

Umarım hem senin için, hem de Alpi için çok ama çok keyifli geçer bu yıl!

Kazayla ilgili de, kendini suçlamaktan vezgeçmişsindir umarım. Yeniden çok geçmiş olsun!

Sevgiler...

yeliz dedi ki...

çok geçmiş olsun elifçim tabii ki senin suçun değil!!

Açalya dedi ki...

oooo ikiniz de yeni bir başlangıç yapmışsınız, ikinizi de tebrik ederim ve kolaylıklar dilerim. Aynı okulda olmanız çok iyi olmuş. Bence ilk gününüz (şamşoloz gibi uyanmak ve otobüste yaşadığınız talihsiz kaza dışında) okul namına iyi geçmiş görünüyor.
Kazanıza da çok üzüldüm, burada olsanız belediyeyi sürüm sürüm süründürürdünüz ne diyim...
İkinizi de çok öpüyorum (ve Alpi de "merhaba ben Alpi tanışalım mı?" demeye devam etsin, diğer şamşolozlara medeniyet dersi verir böylece)

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More