Bir fırtına tuttu bizi...

 
Vizontele geldi aklıma görünce.



Unu eleyip eleği asmışlar.


Kavaklar, geçen seneye göre acaip fark atmış.


Nadiren sütü bir bardakta içerim. Sabah kahvaltımın şenlenmesine vesile olan hanımefendi :)


Narpız. Nam-ı diğer; yaban nanesi oluyormuş kendileri. Yıllar önce RifBaba, atının terkisine atıp beni köye götürdüğünde anlatmıştı. Suyun gözünden-kaynak-bir tas su doldurup yanına da bunlardan koymuştu. Mis gibi kokar. Köy jesti yapmış RifımBabam :) Şimdilerde Alpi hayranı olur.


Köyde ekinler, buradakilere göre 2 ay geç oluyorlar. Bir nevi bahardalar hala. Renkler muhteşem değil mi?


Geçen seneden daha seri bir şekilde, her arkamızı döndüğümüzde soluğu havuzların başında aldı karagözlüm. Hop oturduk hop kalktık ne yalan söyleyeyim.


Bu ikiliye bayılıyoruz. Halaoğlu ile aralarında 4 yas var. Neler neler konuşuyorlar.


Hep birlikteler. RifBaba' nın ninesi böyle devamlı bir arada gezen, sıkı fıkı olunan arkadaşlara g.ö.td.eş dermiş :) İlk duyduğumda çok şaşırmıştım, sonra da kahkaha krizlerine girmiştim. Alem kadındı ninesi..


Dedesiyle aylardır diş pazarlığı içndeydiler. Dede, en sonunda sözünü verdiği gibi tuttu da Alpi' de korkusuzca sarılıverdi dedesine.

Biz bu sarıların yeşillerin büyüsüne kapılıp doğanın uyarısını gözardı ettik.  Renk değişimine, gökyüzüne, rüzgara direnmeye çalışan ağaçlara dikkat!





Biz yine, geçen seneki gibi bir de ikinci havuzlara bakalım dedik. Hani geçen sene tangur tungur yaptığımız mini gezimiz vardı ya, oraya işte.


Yavrular çok şekerdi de; anne köpeğin önündeki portakala göz koyan Alpi' nin tek kolu tehlikeye girdi bir ara. Çok korktular. Astı suratını, yine "Bir bıraksanız vurarım ben onaaaa!" diye gözdağını verdi cüce.


Hava bu arada buna dönüştü:


Biz hala balıklara yem veren Alpi' yi izliyoruz mutlu mesut.




Köye gelirken, inanılmaz bir yağmura yakalnmıştık bize öyle geliyormuş . Şortlar, sandaletler, kısa kollular da neymiş. Tirtir titredik. Bavulu açıp, genellikle serin geçen köy akşamları için getirdiklerimizi giydik. Hem de üst üste. Ama dağda olay bambaşka oluyormuş.
 Bir gece öncesinden de sobayı kurmuşlar yeniden! O kadar yani..




İpuçlarını gözardı ettik ya, birden indiriverdi yağmur. Ama hemen öncesindeki şimşekleri yakalayabilseydim tam anlayacaktınız :) 2-2,5 saat sürdü. Çat diye kesiliverdi. Hemen çocuklar bahçeye kaldıkları yerden devam. Dönüş hazırlıkları, yanımızda götüreceklerimiz -RifBaba, annenin benim için o kadar ayırdığı çiçekleri ve sebzeleri "Ben dikerim, ben dikerim" diye çürüttün yü, alacağın olsun. Söyleyeceğim seni annene!-vedalaşma, ev özlemi, daha oradan ayrılmadan Bodrum hayalleri -hehe- ve hava harikaydı. -Ertesi gün o fırtına, bir tam gün sürmüş!-


Canon' un gözünü seveyim! 70km hızla giderken, diğer makinada, bu görüntüleri elde etmem mümkün değildi.









*Biterken, keyfimiz yerimizde İzmir' deyiz. Muhtemelen yayınlandığında lacivert sularda olacağız ya da hala hayalini kuruyor olacağız :))











4 yorum:

kuzunun annesi dedi ki...

Ay evet ya ,nedir bu modelin ismi , Japonyadan baksam mı ki diyorum niyeti bozup. harika fotolar

ElfAna dedi ki...

blaupunkt ya da grunding herhalde. Cok eski bir model. Oyle bir tezatlik olustruyordu ki:)

Şule-Bilge'sMum dedi ki...

bu bir rüya olmalı.anlatılanlar,manzaralar,hele 70 kmlik hızla giden araçtan çekilen resimler problemi...

ElfAna dedi ki...

Sule, umarim sen de kavusursun fot. mak.na, ben aktif olarak onu kullanamiyorum ama olsun:)

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More