Vizyon Otel ve Gezinet


"Yaşasın tatildeyiz!" diye düştik yollara. RifBaba ile bir hesap yaptık ki; dile kolay, 9 sene olmuş tatil yapmayalı. 9 sene sonrasında ilk kez kocamla tatile çıkıyormuş gibi hissettim:) Ve tabii ki çocuklar da bizimleler. Beklentilerimizi yüksek tutmadan, sade, bizbize, stressiz bir tatil hayali kurduk. 


Arkadaşımın cep telefonuna gelen bir acenta reklamını değerlendirmeye karar verdik. Gezinet üzerinden, Bodrum Gümbet Vizyon Otel için ödeme yaptık ve heyecanla otelimize geldik. Gerçekten beklediğimiz atla deve değildi. Gezinet görevlilerinden biri, Vizyon Otel için "4 yıldızlı bir otel ayarında" demişti. Uyuyacağız, yemek yiyeceğiz, havuza, denize girip ailemizin keyfini çıkaracağız. 

Yazının buradan sonrasında hiç de iyi olmayan izlenimlerimizi paylaşacağım. Akşam üzerine doğru giriş yaptığımız otelimizde bizi bir dizi sürpriz bekliyordu. Özellikle bebeğimiz olduğunu belirtmiştik ve düz ayak bir oda için konuşmuştuk. Odamıza iki tur merdivenden sonra varabildik. Bebek yatağı istemiştik, içinde yırtık ve deforme olmuş, büyük, eski bir yatağı sığdırmaya çalıştıkları bir park yatak getirmişler. Oda zaten rutubet kokusundan geçilmiyor. Giysi dolabının bir kapağını da duvardaki rutubetten dolayı kullanamadık. Dolapta askı da yoktu. Banyoda ne el ve ayak havlusu ne de şampuan ve diş macunu vardı.  Keyfimizi kaçırmayacaktık. Sakince resepsiyona telefon edelim dedik. Sürpriz! Telefon kablosuz! Bahsettiğimiz elbette ki kablosuz telefon diye bir teknoloji değil. Bildiğiniz telefonun kablosunu çıkarmışlar çünkü otel içi telefon bağlantısı yokmuş. Bundan sonra ki her şey için resepsiyona yürüyüş yapacaktık. 




RıfBaba çocuklarla havuza gitti ve ben de odada beklemeye başladım. Aşağı yukarı 20dk sonra resepsiyona bir hatırlatma yürüyüşü daha yaptım. 10dk içinde bir görevli geldi, el sabunu dolu kabı döküp içine şampuan doldurdu! El havlularını es geçip, yatak ayak ucundaki vücut havlularını kullanacağımızı söyleyip gitti. Sakinliğimi zorla koruyup ailemin yanına havuzbaşına gittim. Havuza atlamam için ısrar eden Alpi' yi kırmayıp, havuzun kenarına oturdum ve içine atladım. Yüzdük, oynadık ve çıkmak istediğimde bir sürpriz daha: havuzun merdivenleri yok! Havuza mecburen atlayarak girip, timsah gibi sürünerek çıkabiliyorsun! Neyse ki diğer havuz daha medeniymiş, merdivenleri var. Odaya döndüğümüzde, giysi askılarını bırakmışlar. Biz keyfimizi kaçırmamaya kararlıyız. Duş alalım dedik ve benim sinir artık burama kadar geldi denir ya; geldi de dayandı. Otelin sıcak suyu yokmuş. Kazana bir şey olmuş ve buz gibi suyla idare edilecekmiş. Bunu tabii ki resepsiyona yapılan bir yürüyüşle öğrendim... Hepimiz çivi gibi suyla duş alıp hazırlandık ve  akşam yemeği içip sıraya girdik. O konu nasıl olduysa sorunsuzdu. 


Yemek sonrası herkes gibi havuzbaşında takıldık, bir Gümbet turu atıp tekrar otele döndük. Kuzi için neyse ki yanımda nevresim takımı getirmiştim. Çünkü otelin çarşafı rutubet kokuyordu ve nemliydi. Uyumak için pikeyi açtığımda bende şalterler attı!!! İki yatağın da yastıkları kıl içindeydi. Yastığı ve pikeyi kaldırınca, tüm yataktaki kılları görebildik. Kullanılmış nevresim takımının üzerine pikeyi sermişler. Ben soluğu tekrar resepsiyonda aldım ve artık pozitif falan değildim. Geleli daha 6 saat olmamıştı ve hayalkırıklığımızı saklayamıyorduk. Bu arada tuvalet sifonu tutukluk yaptı, sese çocuklar uyandı, sinirler iyice gerildi falan filan. Elbette ikinci resepsiyon ziyaretinden sonra nevresimler değiştirildi. 

Bunları nasıl mı yazıyorum? O da ayrı bir komedi. Resepsiyonun önüne bir sandalye çektim ve oradan yazıyorum. Wi-fi bağlantısı sadece havuzbaşında var. O da sadece belli bir noktada. Fazla yüklenilince kaldırmıyor ve tamamen iptal oluyormuş. Bu yüzden internetle işi olan herkes resepsiyonda oturuyor ve idarenin wi-fi bağlantısından yararlanıyor. 

Ne acentanın ne de otelin web sitesinin vaad ettiklerini görebildik. Bir süre daha otelde kalacağız. Nasıl gelişmeler (!) olacak merak içerisindeyiz. Size hangi acenta vasıtasıyla hangi otelde kalacağınızı söyleyemem ama hangi acenta ve oteli kesinlikle tercih etmemeniz konusunda bir fikir verebilirim.

*Biterken; saat 02:00 oldu ve uykusu bölünen çocuklar ağlamayı bırakıp uyuyabildiler. Bu arada yazmadan geçemeyeceğim; odamızdaki mini barın içi boş ama çalışıyor yahu! Neredeyse bildiğiniz suyu soğuk içecekmişiz! Çok yaklaşmışız.

5 yorum:

Betül Yıldıztekin dedi ki...

Hay Allah... 9 sene sonra boyle bir tatil haketmiyordunuz be arkadasim.

Ada ile hayat dedi ki...

Gerçekten 9 sene üzerine hiç iyi olmamış. Yazının devamını merakla bekliyorum doğrusu. Umarım herşey güzel gelir sizin için.

ElfAna dedi ki...

@Betul Yildiztekinb @Ada ile hayat, sag olun. Sonrasi biraz daha kolay geciyor.

Benden Bizden dedi ki...

Hay Allah ya, geçmiş olsun! Neden çıkmıyorsunuz oradan, civarda kalınabilecek daha düzgün yerler vardır belki..

Mine Gülden Çevik Oskay dedi ki...

çok fenaymış yaa. işte o kadar çok otel var ki hiç biri denetlenmiyor. mutlaka tavsiye üzerine gitmek lazım. hatta bence mümkünse otellerden uzak durmak lazım :S
biz yıllardır otele gitmiyoruz tatil için en güzeli pansiyon veya butik otel ..
bence arkadaşlarınızın filan tavsiye ettiği bir oteli tercih edin bir daha bu şekilde hayal kırıklığı yaşayan çok insan biliyorum.
sevgiler
mine oskay

http://mineoskay.blogspot.com/2013/08/datcada-tatil-1.html

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More