Çiçekliköy

Sabah buluşulur, aç karınlarla Çiçekliköy' ün yolu tutulur, göze hoş gelen bir tanesine girilir ve kahvaltı yapılır.


Kahvaltı öncesi ve sonrası, çocuklar kah burada, kah buradadır.
Şimdiye kadar gitmediğime yanayım. Çok eğlenceli bir gündü. Alpi, hayatının sayılı uyuyakalışlarını yaşadı eve dönerken. Her gün, O, uyuyakalsın diye bu performansı gösteremeyiz tabii ki.Ekleme yapayım; Çiçekliköy Çamaltı Aile Restorant ı imiş burası:)
Geçen hafta  hala 2 hafta geriden geliyorm, arayı kapatamadım; kitap fuarını başka güne salladım tüm gün Canon bendeydi. Keşfetmesi çok heyecan vericiydi.



Pembeyi sadece bu şekilde seviyorum

Hayatında ilk defa 10 dakikalığına ata bindi miniğim. Önceden sözümüz vardı. Çok yüksek olacağını söylemiştim sadece. Ne korktu ne de kastı. Sanki hep binermiş gibi rahattı. İndirirken farkettim, 5-6 aylık gebeymiş Alpi' nin bindiği at. Fazla zorlanıp, hırpalanmasa bari..
Son turunu atarken, başındaki şapkayı çıkartıp "Yih-haa!!" narasını ise Elmo, Vahşi Batı' ya bağlıyorum. Biz, düşecek diye koştururken, hiç oralı olmadı.
Unutmadan yazayım; hayvan sevgisine geldi ya yazı: Geçenlerde bir akşam gezintisinde, çocuklu arkadaşlarımıza rastlayınca oturup çay içelim demiştik. Çocuklar da ortalıkta koşturuyorlar. Gece gece nereden gördüyse bizimki; minik bir salyongoz bulmuş, hevesle bir yanıma gelip anlatıyor bir koşup yanına bakıyor. Birden Alpi' den bir çığlık koptu. Daha "N' oluyor?" diye arkamızı henüz dönmüştük ki, Alpi yanımıza geliverdi. Dudağını bükmüş, gözleri dolu dolu, ha ağladı ha ağlayacak. Daha fazla bastıramadı hıçkırıklarını ve " O kız öldürdü!!! Parçaladı! Minicik salyangozumu parçaladı!!" diye bir başladı ağlamaya. Salyangozun önündaki oturma yerlerine bir baba-kız gelmiş. Kız da Alpi' nin yaşlarında. Babası salyangozu göstermiş, kız da ezmiş. Bizim microcosmoscu da dehşete kapılmış. Tuttum elinden bakmaya gittik, kabuğu paramparça ve yerde sadece suyu çıkmış, izi kalmış. Babanın ayakları kapatıyordu manzarayı, biz gelince sırıtarak kaldırdı ayaklarını ve gösterdi. E öküz!! Görüyorsun ki çocuk içini çeke çeke ağlıyor, açma o kırılasıca ayaklarını bari! Hayatımın yalanını salladım o an. Aklıma başka birşey gelmedi. Yerde sadece boş bir kabuk olduğunu ve kaçarken bıraktığı izin de su gibi göründüğünü söyleyiverdim. İnandı. İnanmasını çok istemiştim, inandı. Ne önemi var tırnak kadar yaratığın da vır vır anlatıyorsun demeyin. Diyebilirsiniz ama demeyin ne olur. Ben oğluma, doğadaki her yaratığın bir şeylere yaradığını, durup dururken hiçbirini öldürmeye gerek olmadığını, dengenin bozulacağını anlatırım hep. Yılanlardan çoğu insan iğrenir değil mi? Ben, çocukluğum boyunca kaç yılanı elledim, şöyle bir tutup tarlaya fırlattım sayısını hatırlamam. Hep karşımıza çıkarlardı. Koruk yiyeceğiz diye asma yapraklarına saldırdığımızda, görünen kuyruğun bir kertenkeleye değil de bir yılana ait olduğunu gördüğümüzde de aynısını yapardık. İlgilenmezdik bile.. En büyük çocukluk vahşetim, 10 yaşlarında, bisikletlerimizin üzerindeyken danaburunlarını çatır çutur ezmek olmuştur. Bir daha da bilinçli olarak hiçbir hayvana zarar vermedim. Saygının bu türlüsünün, sadece erken çocuklukta verilebileceğine inanıyorum. Alpi' yi de bu konuya duyarlı yetiştiriyoruz. Artık yılan elleyemesem de, minicik bir örümcek için ortalığı yıksam da doğaya saygı diyorum. (Hoş, bu fobilerimi Alpi' ye yansıtmamak için ne savaşlar veriyorum. Örümcek fobimi farketmişti bir ara ve hemen tepkisini gösterdi. Gülümseyerek evde gördüğümüz bir örümceği parmaklarımla tutup, balkona koymuştum da ecel terleri dökmüştüm resmen. Hooop ertesi gün, Alpi yine örümcek sever olmuştu.) İşte o salyangoz olayını, yüzünde o kocaman gülümsemesiyle 2 hafta her önüne gelene anlattı yavrum. "Ölmemiş meğerse. O kız, sadece boş kabuğu kırmış"...

Çandarlı' da geçirdiğimiz haftasonu için aldığımız uçurtmayı deneyememiştik. "Bir ihtimal" deyip, Çiçekliköy' e giderken yanımıza aldık. 4 yetişkin, 3 çocuk  bir uçurtmanın peşinde tüm gün koşturduk! Günü kurtardı resmen.
Denge sorunu yaşayan uçurtmamızın kurtarma ekibi.

Gökkuşağını da yakaladım


Macro keyfi yaşadım. Devamı gelecek..

*Biterken, Mummy & Yeliz bir ses verin; maillerinizi bekliyorum. Sirar, hem bu hem de bu aklımda. Hafta sonu harika bir seminerde olacağım. Konu yine okul öncesi. Waldorf söyleşisi (İzmir için) nin tadı damağında kalanlar, tatil matil gerekmez, 2. toplanmamız 22 mayıs olsun derseniz; uygulamalı Waldorf bebeği yapımı var. Yok uymaz, tatilciyim derseniz 17 mayısta sadece oyun üzerine Nurtaç Hanım paylaşımlarda bulunacak. Fikir alışverişi için Pınar Hanım' a acilen ulaşıyorsunuz. Anneler günü yaklaşıyor ya, Açalya' ya lütfen bir kulak verelim. Bir TIK ta kendimiz için, ihmale gelmez blog:)) Rüzgarın fısıltısı & uçurtmayı hatırlatmış Seyit Ali Aral; 
kapın çocukları o fısıltıya kulak verin:)


12 yorum:

Hülya'nın Tuna'sı dedi ki...

ya bak daha dün şunu geçirdim içimden. şimdi bir anne baba çocuk yaptı ya. devlet gelip çocuğun ruh haline bakmalı, denetlemeli. "cık" demeli anne-babaya "psikopat yetiştirmişsiniz, becerememişsiniz insan yetiştirmeyi" diyip dha fazla çocuk yapmaları engellenmeli. mesela o salyangozu ezen çocuğun ana babasına yapılmalı bu.

Hilal dedi ki...

o adam belki bir salyangoz dedi anlam veremedi Alpi'nin ağlamasına ama kimbilir için için ne düşündü çocuk. ruh dünyaları bambaşka bu çocukların. ve bu hassasiyette yetişiyor olması da ne kadar güzel..Elfana fotoğraflarına bayıldım, canon hep sende kalsa olmaz mı:))

ElfAna dedi ki...

Hulya, yapil. Kac kisinin elinde cocuk kalir veya kac cocugunu ana/babasi yaninda kalir acaba o zaman?

ElfAna dedi ki...

Hilal, bu duyarliligi devam edecektir diye umuyorum. Bu fotograflari ben de cok sevdim de makina olayi olmuyor her zaman. Olsa hakkaten ne guzel olurdu. RifBaba, duy sesimizi!

Filiz-Yiğitin annesi.. dedi ki...

Elifcim,resimler harika..Alpinin hayvanlara olan yaklaşımı çok güzel,o kıza da acıdım açıkçası(babasına bakınca)
Çamaltını bizde çok severiz,daha ileride bir de zeytindalı var orada salıncak falan yok gerçi ama tavsiye ederim..

ElfAna dedi ki...

Filiz, ucurtma ucurdugumuz arazinin karsisinda atli bisey vardi. Yahu bir bunama sozkonusu bende bu ara! Hani su minik dag tepe gezen arabalar var ya, onlarin da bulundugu. Orayi da yazdim bir kenara. Senin tavsiyeni de deneyecegim:)Evet, baba sinir bozucuydu. Kizim bak cocuk agliyor dedi yine siritarak. Kendi cocugu kiz iken boyle birseyi yapabiliyor da karsidaki erkekken agliyormus gibi biseyler zirvaladi. Alpi o kadar uzgun ve sok olmustu ki, duymamisti da, es gectim.

Bahar ve kızısı Yağmur dedi ki...

offf babanın pis sırıtışından sonra kızın salyangozu düşünmeden ezmesine şaşmamalı
bizde Yağmur'a herşeyi böceklerin bile bir yaratlış sebebi olduğunu kesinlikle zarar vermememiz gerektiğini anlatıyoruz. Ama garip karşılanıyoruz :) olsun bu yolda devam edicez
Gökküşağını iyi yakalamışsın.
bekliyoruz yeni macrolarını :)

Nihan SARI, Illustrations. dedi ki...

at-lı-han mı yoksa:)biz kesin bir yerlerde yanyana geçiyoruz:)

ElfAna dedi ki...

Tesekkurler Bahar. Garip karsilananlar bizler olmamaliyiz:)

ElfAna dedi ki...

Nihan, evveet! Atlihan! Gelecek haftasonu neredeyi denk getirecegiz bakalim:))

İkiz Annesi sdilek dedi ki...

İnanın ben bile çok üzüldüm salyongoza ve tabi öküze de gıcık oldum.Hele o sırıtışına.

mehmet kılıç dedi ki...

:) Oğluma yer yatağı araştırırken internet beni blogunuza yolladı, sizi buldum. Resimlere ve anlattıklarınıza bakıp gülümsedim. Çocuk kitapları yazan, öykücü bir anneyim ben de. Sevgiler.

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More