Bahar geldi ya; ayda yürüyor gibi yaşıyoruz


Bu sefer bir çarptı ki sormayın gitsin! Erkenden uykumuz geliyor, yine de erken kalkamıyoruz. Resmen RifBaba sürükleyerek çıkartıyor bizi, kazıyor da denebilir. Sabahlara kadar oturan ben, esneyerek yazıyorum şu an. Adam en sonunda bu sabah "En son ne zaman birlikte kahvaltı yaptık hatırlıyor musun?" diye küskün küskün bakınca, alarm durumuna geçtim! Sabah için bütün alarmlar kurulmuştur:)



Bu resimler Buca Gölet' ten. RifBaba ile çok eğlenceli bir kır düğünü yapmıştık. Düğünden sonra da sık sık gittik, Alpi karnımda da çok güzel yürüyüşler yaptık. Alpi ile şimdilerde gezmeye de bayılıyoruz. Çok geniş bir alana kurulu. Yapay bir büyük, bir de nilüfer çiçekleriyle bezenmiş küçük göl var. Yerel kanallarda RifBaba ile elele görüntülerimiz çıkıyordu&çok gülüyorduk o zamanlar. Büyük gölde tekne turu da yapabiliyorsunuz. Kazlar ve ördekler etrafta. 1 tur 2tl. Çocuklar bayılıyor. Fotoğrafları tekneden çekmiştim.


1 paintball sahası, yaz gecelerinde mükemmel bir ortam sağlanan barı-çok güzel bir içecek vardı orada adını anımsayamadım-, balık ve et restoranı, 2-3 kafeteryası, hobi bahçeleri, piknik alanları, çocuk oyun alanı ve parkı, hediyelik eşya mağazaları, büfeler... Uçurtma uçuran, çimlere yayılan, top oynayan bir sürü mutlu insan görüyorsunuz gidince. Yalnız yurdum insanı bir şeyi hala idrak edemedi: yayılıp çekirdek çitletiyorlar ve sonra da çim alanların en büyük düşmanı olan o tuzlu çekirdeklerin kabuklarını atıp geçiyor! Dünyanın emeğini veriyorlarmış ve yazılı, sözlü uyarıların hiçbiri ciddiye alınmıyormuş. Nçık! Akıllı olsanıza e piknikçiler.


Bu arada kuzuştan bir haber: Bu, yeni saç traşı. Caillou diye yıktı ortalığı da biz çok yadırgıyoruz ve evde, çevremizdekilerle hep aynı muhabbet oluyor sonra. Bu da bi şımarıyor! "Gözümüz alışsın bu kesime, hem hava da iyice ısınır tekrar uzayana kadar; o zaman kazıtırsın" dedik. E o kadar montessori savunuyoruz, çocuk bireydir, isteklerini kabul etmektir diyoruz ya, kendi vücuduyla ilgili, çok da kişisel bir karar. Cüceye saygı duyacağız. Yaza kazıtacağız ve kışın gelmesini, lülerini hayalini kurarak bekleyeceğiz:)


Reklam kokan gezi notlarına devam. 2 hafta önce Bodrum' um gelmişti benim yine. Söke molasındayız. Starbucks' ın reklamını yaparım arkadaş:)) Alpi yaşına girdi girecek günlerdeyiz. Fuli ile bir avm' de buluşup, kahve+cheesecake olayına gireceğiz. 1 hafta boyunca bunun hayalini kurmuşum! Alpi diş bekler, Alpi yürüyemediği halde bütün asfalt boyunca emeklemek ister, olmadı kucak ister, uyumamak ister 25 saatlik rekor uyanık kalma günleri . Sinirler gergin, anne yorgun, arkadaşlarını özlüyor. Alıştığı düzeni arıyor, uzun sohbetleri özlüyor.. Neyse verdik siparişlerimizi, bekliyoruz. Alpi' yi de oturttum mama sandalyesine. Elinde kaşığı havuç püresini didikliyor. Bize şaklabanlık yapıyordu. Siparişler masaya yerleştirildi de gözüm Alpi' de. Çok şirin gözüküyordu. Bir yudum almıştım kahvemden henüz; coştum ve Alpi' yi mıncıklamak için bir hamle yaptım. Benim kahvenin yarısı yerde yarısı cheesecake' in üzerinde! Nasıl gerildim birden. Eleman yerleri paspasladı, kahvemin neli olduğu konusunda bir tahmin yürüttü ve gitti. Üst baş da nasibini aldı bu arada kahveden. 5dk sonra aynı siparişler müessesenin ikramı deyü masada:)) Ay benim gözler dolu dolu. Eleman bilmiyor tabi o yaş çocuklu bir kadın için bu bulşma ne kadar önemli olabilir:)) Starbucks o gün kalbimi çaldı benim.

Bu fotoğraf için 3-4 senedir beklemedeydim. Tabii ki tabela yenilenmiş, eskisini daha çok seviyordum, çekemedim. Tam virajda. Trafiği ilk defa denk getirdik. Ya çok yoğun oluyordu yada gece geçtiğimiz için çekemiyordum, rahatladım:) Cevat Şakir Kabaağaçlı nam-ı diğer Halikarnas Balıkçısı ile ilgili daha çok bilgi için bir TIK.


Buna resmen içim gitti.. Çok ama çok isterdim katılabilmeyi.

İşte bizim balıkçı.

Yine çok güzeldi ve çok eğlendik yarımadada. Memleket havası iyi geldi. Her seferinde ayaklarım geri geri gidiyor dönüş yaklaşınca. Alpi' yi babamlara satıp bara bile gidebildik bu sefer. Üzerinde eşofmanlarla herkesten sıyrıldık. Tüm gözler üzerimizdeydi:))
Yazları korkunç bir su sıkıntısı oluyordu yarımadanın genelinde. İki çözüm bulunmuş. Milas' tan taa yarımadaya kadar borular döşeniyor. Paylaşılmak istenmeyen Suyu buradan alacaklarmış. Bir de jeotermal su tespiti yapılmış. Bu ilginç işte acı da denebilir. Bu, daha da  acı  denebilir.
İlk gece tutturdum yine Gümüşlük de Gümüşlük diye. RifBaba sabitleyecek (!) beni bir şekilde buraya, o olacak. Yolda gördük tabii bir yerler yine deşiliyor da tüm yarımadanın bu şekilde olduğundan bihaberiz. Gümüşlük için A)Turgutreis' ten Kadıkalesi' ni geçerek gidilebiliyor. B)İslamhaneleri' ndeki eskiden küçücük bir patika olan şimdinin asfalt sapağından gidilebiliyor o zamanlar da babamın başının etini yerdim "Toprak yoldan gideli, banane araban zarar görecekse" diye:) C) Bodrum' dan gelirken Yalıkavak sapağından girilebiliyor. Hangisini seçersek seçelim ayvayı yemişmişiz zaten. Çok sevdiğim bir aileyi ziyaret edecektik. Hani şu müthiş fotoğrafların sahibi olan çift. Resmen araba ebatlarında kazılıp bırakılmış devasa çukurlar, abartmıyorum, yarım metrelik dik kum yığınları, bırakın tek arabayı, 3 insanın yanyana zor yürüyebileceği genişlikte bir alan kalmış!! Yollarda ne bir uyarı, ne bir yönlendirme pek tabii ki..Arabamı daha laçka oldu, sinirlerimiz mi bilemedik. Ziyaretimizi de gerçekleştiremedik :(
Aile muhabbeti, yayan yapılan yürüyüşler, güneş, kum oyunları, akülü araba keyfi, arkadaşları ile çok mutlu oldu Alpi. Gece sivriler yemiş bitirmiş çocuğu. İzmir' e döndüğümüzde durum şuydu:













İki kulak arasındaki fark ne kötü değil mi? Ağrı da yaptı. Geçti bitti şimdi.
 İki güzel haber: Taze taze buraya bir TIK.  Bundan böyle her Çarsamba da buraya bir TIK. Mutlu hafta sonları:)


*Biterken Alpi kirlan Wall-e' sinin ardından elinde tek kalan Eve' i ile yas tutuyor, RifBaba işte ve Andrew white - When Tommy Plays The Guitar çalıyor.

8 yorum:

yeliz dedi ki...

doğma büyüme izmirliyim (bi ufak 10 sene istanbul kaçamağım var ama sayılmaz) hiç buca gölete gitmedim biliyo musun? çok eksik hissettim kendimi.
not: biz garip saç traşlarını ergenlik döneminde bekliyorduk demek öncesine hazırlıklı olmalıymışız:)

Mlke-Btkn dedi ki...

Ben senin için yakından çekerim tabelanın resmini ama o köşeyi döndükten sonra Bodrum manzarası yok mu hımmmmmmmm bitiyorum o görüntüyee ayy evimi özledimmm yaaa :(((

Bir daha ki Bodrum ziyateriniz ne zaman acaba, umarım bu sefer oralarda olurum...

Alpi'nin saçlar??? Ama Montessoriyi unutmamak lazım haklı çocuklar değil mi? Benim de var öyle saçlarımı kazıtma maceram, enseleri sadece ;)

öpüyorumm çokkk..

ElfAna dedi ki...

Yeliz, ayarlariz bir bulusma hemen:) Sag tarafa bir de -The Cars-Simsek' in ugurlu cikartmasini kazitti:) Sen simdiden hazirla kendini:)

ElfAna dedi ki...

Melike, o kaleli manzara var ya; birakin beniiiii! Daha fazla ilerlemek istemiyorum diye boguresim geliyor:) Bir daha ki ziyaret belli degil simdiden ama Haziran olasi. Gecen yazdan sozum vardi Alpi' ye, donanimli olarak genis bir kale gezisi var planlarim arasinda.
Ben de optum, don artik yuvana:P

kuzunun annesi dedi ki...

Bende gitmedim valla

asyaselda dedi ki...

içim gitti desem:)
çok zevk aldığınız yazından ve fotoğraflardan belli.
onlar büyüdükç seninle gezmeleri eziyet haline dönüşmeyi bıraktıkça çok daha güzel ve zevkli oluyor değil mi?

NURAN EVREN YILMAZ dedi ki...

Off kıyamam ya, yaz geldi başladı mı yine sinek muhabbeti.
Dip Not: 3.fotoyu çok beğendim.

ElfAna dedi ki...

kuzunun annesi, bahar donemini kacirmayin derim. Yaz gelince beyninde gunesi hissederek gezilmiyor:P

asyaselda, aynen dedigin gibi oluyor. Buyudukce herseyden daha farkli sekilde zevk aliniyor:)

Nuran, basladi:( Yine haril hurul bu sene ne yapsak diye desinmeye baslanir, tesekkurler:)

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More