BİNDİK BİR ALAMETE, GİDİYOZ KIYAMETE!

Rahmetli Cem Karaca geldi aklıma son blogspot örneğini düşününce. Neyi nereye kadar yasaklayacaklarsa bilirkişiler..

Güzel bebeğim çok hastaydı çoook. Akut faranjit olmuş. Ayakta geçirdi ama o öksüremeyip hapşuramamaları.. Kuzucuğumm tuhaf iniltiler çıkarttıkça yan odaya atıp kendimi ağlamamak için zor tuttum. Maalesef ilk defa bir şişe antibiyotik bitecek. Kuzucuk tamamen ayaklandı. Bloga gireyim dedim o da ne? Süpriz yapmış birileri! Bu ve bunun gibi bloglar annelerin kuzucukları için tuttuğu birer günlük bir nevi. Yaa kuzucuğum; yıl 2008 hala yasaklamalar var. Sağolsun birileri bizim adımıza heeeep düşünüyor. Güya çocuğumla ilgili güzel şeyler olacaktı o kadar aradan sonra. Neyse..

Yokluğumuzda biz "Anne - Çocuk cimnastiği" ne başladık. Aman bir eğleniyoruz; bir uyumluyuz demek isterdim ama değiliz. Çocuğun her dönemi güzeldir. Bu günleri de özlersiniz. Geçer geçer, bunlarda geçer.. Boşversenize yaaa. Alpi 3 haftadır anamı ağlattı resmen. Bu ne yaa? Şu 2 yaş krizi tavan yaptı bizde. Onun dönemi geçmezse benim ergenlik isterilerim geri dönecek. Sporda ilk günümüz:

"Yeni bir ortam. Hımm.. Önce bir inceleyeyim, annem yesin benim burada supper eğleneceğimi, yeni arkadaşlar edineceğimizi. Ben sonra her çocuğun icabına teek teek bakarım" dedi herhalde küçük haydut. Çünkü ikinci haftamız ve sonrakiler tam bir kaostu. Hem benim için hem de diğer yumurcaklar için. Antrenörümüzün resmen bir gözü sadece bizim üzerimizde diğeri tüm sınıf üzerinde dolaşıyor. İsyan çıkartıyor, diğer çocukları azdırıyor, tepelerine çıkıp ata binmek, horozlanmak, güç ve gövde gösterileri... Allahım.. Biz bir giriyoruz içeri resmen son hafta tüm anneler çocuklarını korumaya aldı. Bizim evin halleri de pek iç açıcı değil bu aralar. Sabahın 3lerine kadar uyumamalar, bir coşmalar pir coşmalar! Anne ve baba olarak bu aralar her türlü şiddete maruz kalıyoruz: Saç çekme, tekmeleme, tokat hatta yumruk. Ne oluyoruz yahu? Birisi bu küçük canavarı durdurmalı deyip sıvadık kolları. Hoop kuklalar iş başına. Bir tanesi arkadaşlarına güzel davranmıyor arkadaş üzülüyor. Bizim cin pür dikkat dinliyor.

Park ziyaretlerimiz sıklaştı. En sonunda dedim ki içimden büyük yaş çocuklarından bir tanesi alsa ifadesini nasıl yola gelecek. 6 yaşındaki kız çocuğunu ağlattı, geri püskürttü geçenlerde. 2 yaşında top böceği "Bu kaydırak benim . Eğer buradan kayarsan senin çeneni kırarım" diye horozlanıyor! Gözlerim yuvalarından fırladı. Hemen aklımda bir sahne belirdi. Bizim anaokulu zamanımızda bir gün parkta Alpi' nin sınıf arkadaşlarından biriyle karşılaşmıştık. Aman ne iyi denk geldiler diye düşünmüştüm ki bu cümleler o bücürün ağzından çıkmıştı. Okulun problem çocuğuydu bu ufaklık. Bu etiketi de üstelik kendi annesi takmıştı. Zavallı çocuk baştan 1-0 yenik başlıyor olaya.. Benim cüce de yememiş içmemiş bunu hafızada korumuş. Olayın bir diğer vahim yönüde gittiğimiz parkta devamlı eski velilerle karşılaşıyoruz. Bu öğretmen olacak bu da çocuğu demezler mi adama? Hem de ne biçim derler! Ben bir anne Alpi de herhangi bir iki yaş çocuğu olamıyoruz velilerin gözünde. Bu da mesleğin cilvelerinden işte. En sonunda beklediğim kurtarıcı velet- 4 yaşındaymış- bizimkinin üstüne üstüne gidip "Sen ne biçim konuşuyorsun bakiim öyle burası bütün çocukların parkı" diye çemkiriverdi. Baktım bizimki kuyruğu kıstırdı. Eve dönerken bu olay ayrıntılarıyla konuşuldu ve sonraki 3 günün en önemli konusuydu. Oyuncaklarıyla oynarken bile aynı sahnenin canlandırılması yapıldı. Yaani deli deliyi görünce sopasını sakladı:)Bazı şeleri kendi tecrübe etmesi daha etkili oluyor.

Bu haftaki en umut verici gelişmemiz ziyarete gelen bir arkadaşımın saçlarını yolduktan sonra kendi kendine gelip "Özür dilerim. Bir daha yapmayacağım" demesiydi. Bir daha bloğa bu kadar ara vermemeliyim. Her şey kafamda arap saçına dönüyor. En iyisi fotoğraflarla bir geçmiş hafta muhasebesi yapmak.


 Merdiven inme çıkma egzersizleri

 Ne yaparsa yapsın ufacık bir melek o daha

Alpi ve Cenk. Hiçbir tartışmanın yaşanmadığı sevimli bir gün

Hiç vazgeçemediği 2 ytl lik yazı tahtası. Bu resmi çoook özel kılansa "Anne bak balon yaptım" diye koşturmasıydı. Bi de taze ilkokul öğrencileri gibi poz verdi. Artık daireyi bilinçli olarak çizebiliyor. İçine koca yuvarlakımsı göz, ağız çizgisi, kafadan çıkma testere şeklinde ayak ve kollar. "Anne çocuk çizdim baakkkk". Bunu daha fotoğraflayamadım çünkü makinayı görür görmez siliyor. Alpiş' in bu yaptıkları Rıfat' la beni pek memnun etti çünkü bu karalama devresinden çıktığı anlamına geliyor. Bu da 3-3,5 yaş döneminde görülen bir durum. EEE damarlarında babasıyla benim asil kanım dolaşıyor ne de olsa ha ha.

Sözünü ettiğim kukla seanslarından bir görüntü.


Anne-Çocuk cimnastiğinde Alpi' nin en çok keyif aldığı anlardan biri.


Spor sonrası yorgunluk atıyoruz


AAAA Anne de sığıyormuş


E en sonunda ben de dayanamayıp coştum




Spor+park=Benim kuzucuğum da yorgunluktan uyuyabiliyormuş

sonbahar

 
 Sonbaharı daha iyi anlamak için anne&baba&oğul düştük yollara. Evden çıkmadan önce Alpi'ye "barnak boyası" ile alakalı olan yaparaklı bir faaliyet yapacağımız ipucunu vermiştik. Babasının omuzlarında "bapbap" yaparak bir yandan etrafı inceledi bir yandan da havaların artık serinlediğini ve insanların artık farklı giyinmeye başladıklarını dinlendi bizden. Yağmurluğunu gösterdi sırıtarak bu da doğru yolda olduğumuzu hissettirdi. Balçova' da amaca hizmet edeceğine karar verdiğimiz bir parkı gözümüze kestirdik. Başladı gönlünce kurumuş-kurumamış gözüne hoş gelen yaprakları kovasına doldurmaya.
Eve dönünce apar topar bir akşam yemeği-topladığı yapraklar için çok heyecanlıydı-ve oyuncaklarına gezimizi anlatmaya daldı. Ben de düzenlemelere geçtim. Farkettiği anda masanın başına çöktü ve malzemeleri incelemeye başladı.
 Ve hoop parmaklardan bir tanesini daldırdı boyaya.
 
 Önce boyayla dilediği gibi oynadı. Sonra bugün parkta gördüğümüz gibi ağaç çizmesini istedim. Yapraklardan bazılarını yeşile boyadı. Boyadığı yaprakların damarlı taraflarını cevirip baskı yaptık ki bundan çok hoşlandı. Ona yerlere dökülmüş olan yaprakları hatırlattım; o da kuru yaprakları olduğu gibi bıraktı ve ağaca yerleştirdi. "Yerlere yapraklar dökülmüş" diyerek kendince bir ağaç düzenlemesi yaptı. Artık havaların daha serin olduğunu ve yağmurların başladığını hatırlattım ve resmine yağmur damlaları ekledi. Daha sonra ayırdığımız kuru yaprakları elinde sıkıp hışırtılarını dinledi. Aynısını kurumamışlarla da denedi "Ses yok" dedi. Eller yıkanırken kuvvetli ve hafif esen rüzgar sesleri çıkarttık. Minik kuzucuk babasıyla ellerini kurularken ben de 3. aşamayı hazırladım. Halının üzerine yazlık ve kışlık bazı kıyafetlerini karışık olarak dizdim. Gelince bi süre bunlara baktı. "Alpi bu akşam hava biraz serin. Sence hangisini giyersen üşümezsin?" benzeri sorular sordum. Alpi' de beresi ve eldivenlerini giymeye çalıştı. Bi ara şemsiyesiyle koltukların üzerinde "Yağmur yağıyor" şarkısını söyleyerek koşturunca ultra güvenlik önlemleri sağlamaktan fotoğraflayamadım. Giysilerini bir kenara kaldırıp kitaplarını elimize aldık ve hangi çocuğun kendisi gibi giyindiğini sordum. O da tek tek gösterdi. Haftasonu pazarda gördüğümüz meyve ve sebzeleri de saymasıyla oldukça pekiştirici ve eğlenceli bir aktiviteyi bitirmiş olduk.
 

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More