Devlet okulunda itiraz işe yarar mı?

Alpi kuşumun okul durumundan bahsetmedim bir süredir.Bu sene itibariyle Alpi, seçtiğimiz bir devlet okulunun anasınıfına gidiyor. Mevcutları hayallerimden bile iyi çıktı; sadece 13 çocuk var. Hastalık, tatil vb sebeplerden dolayı genellikle 7-9 çocuk oluyorlar. Küçük bir okul. Sabahçı-öğleci toplam 300 öğrenci var. Muhit güzel. Çocuklara bakınca gerçekten çocuk görüyor insan.
Düşünsenize okul çevresinde çok az sayıda çocuk sigara içiyor,çok az sayıda kız çocuğunun saçları boyalı, kaşları alınmış ve etek boyları kısaltılmış. Sigara haricindekiler çok da kötü şeyler değil elbette fakat benim hoşuma giden; çocukların büyük bir çoğunluğunun hala çocuk gibi davranıyor olması. Bu çok güzeldi işte! Alpi, bir sene önceden okula alışkın olacaktı. Sınıf arkadaşları yine sınıf arkadaşları olacaktı. Olamadı tabii ki:) Şu anda Milli Eğitim karışmış durumdaymış . Kimin, neyin ne olacağı hiç belli değilmiş. Gerçi ben son hafta olanlardan sonra, okuldan iyice soğudum. Alpi seviyor diye sesimi çıkarmıyordum fakat Onun da pek o kadar mraklı olmadığını öğrenmemle birlikte harul hurul okul arayışımız başladı. Gerçi hala MEB' de bir sürü soru işareti devam ediyor.Biz de beklemedeyiz.
Ne oldu peki şu anki okulumuzda? Aslında özellerde çalışmamdan dolayı kalmış bir alışkanlık bu:( MEB' de "Ne oldu peki şu anki okulumuza?" yerine "Ne oldu peki şu anki öğretmenimizle?" olmalıydı. Buradaki işleyiş, hiç de özellerdeki gibi değil.
Kış boyunca çocuklar neredeyse HİÇ bahçeye çıkarılmadılar. Her zaman her yerde olduğu gibi; bundan oldukça hoşnut veliler oldu. Alpi kış boyunca bunu sorun etti haklı olarak ve öğretmeninden resmen soğudu. O soğudukça, sınıfta huysuzlaşmaya başladı, huysuzlaştıkça öğretmen üstüne gitti. Laf anlamıyor ne yazık ki öğretmeni. Maalesef bunun türkçesi bu! Önceleri çocukların hastalandıklarından yakınmıştı. Buna Alpi bile güldü:) Öğretmenine asıl sınıfta kalırlarsa hastalıkları birbirlerine geçireceklerini anlatmaya çabaladı yavrum. Bu arada öğretmen gerçekten küçücük, iki uzun kalorifer peteğinin cayır cayır durumda olduğu sınıfta, soğuğu sevmezmiş diye klima açmaya başladı. Çocuklar ter içinde. Sınıf havasız kalınca pencereyi, ardından da yetersiz kaldığı için kapıyı açmaya başladı. Çocukların masası da tam ortada! Kapı - pencere her açılışında çocuklar cereyanda kaldılar.
Surat asmalar, ses yükseltmeler başladı. Ben de sınıf annesi olduğum için, daha çok sınıfa uğramaya başladım.
Sınıfı, haber vermeden, okulun temizlik görevlisi bayana bırakıp izin almalar başladı. Alpi' ye öğretmeninin ses yükseltmelerini ciddiye almamasını öğütledim. Onun, bağırarak çocuklara bir şey öğretmeye inanan bir kadın olduğunu anlattım. Madem ki MEB' de devam etme kararı aldık; bazı gerçeklerle ne kadar çabuk yüzleşirse, duruma o kadar çabuk adapte olacağını düşünüyorum. Bahçeyi de dert etmemesini; her gün okul çıkışında birlikte istediği kadar parkta oynayabileceğimizi söyledim. Sözümü de tuttum fakat Alpi sınıf arkadaşlarıyla oynamak istiyordu.
 Haftalarca Alpi bir arkadaşının kendisine inatla vurduğundan bahsediyordu. Çocuğu biliyorum. Hareketli bir başka oğlan çocuğu. En sonunda bahçedeyken-hava ısındı ya-arkadaşı yine vurmuş ve Alpi de çocuğa taş fırlatmış ve çocuk sonraki 4-5 gün okula gelmemiş. Alpi pişmanlıkla eve gelip bunu kendisi itiraf etti. Kendini kötü hissetmiş:( Ben kanamadan dolayı atık evde yattığım için RifBaba konuşmaya gitti ertesi sabah öğretmeniyle. Öğretmendeki tepki " Aaa o olay öylemi olmuş?" 25 çocukla, stajyersiz & yardımcı öğretmensiz tek başıma ilgilendiğim dönemler oldu. Ne mutlu bana ki; asla böyle bir vurdumduymazlık içerisinde olmadım. Ne yazık ki; oğlum da bu kadar şanslı olamadı. BU, ciddi bir sorumsuzluktu bizim gözümüzde ve ilk kez müdür ziyaret edildi. Alpi' nin attığı taş, çocuğun ayağına değil de başına gelebilirdi. Çocuk çok ciddi yaralanabilirdi. O zaman kendi çocuğumuza mı; arkadaşına mı yanacaktık?  Veya o saatten sonra yansak ne değişecekti? Ortalama bir L salon büyüklüğünde 13 çocuk, nasıl oluyor da gözden kaçabiliyor? Bunları da okul müdürü ile paylaştık.
Bir gün Alpi okul dönüşü yemekteyken şöyle bir soru sordu bana:
"Anne, Allah gerçekten taş eder mi?" sakin kalmaya çalışarak, buna inanmadığımı anlattım. Sınıfta, yemek saatinde yemeğini yemezse böyle olacağı anlatılmış. Tahmin edin bakalım kim tarafından? !!! Alpi, manevi yönü kuvvetli bir çocuk olarak büyüyor ve bu şekilde de devam edecek sanırım. Yaklaşık 4 yaş civarı sorgulamaya başladı ve ben Allah' a inanıyorum diye konuyu kapattı. Arada inananlar & inanmayanaları güya bize çaktırmadan sorguladı. Nasıl iyi hissediyorsa, ona inanmasının doğru olacağını anlatmıştım. Bu son duydukları ise oldukça ürkütücü gelmiş oğluma. Kanamamı da ihmal etmemeye çalışarak, ertesi gün okula gittim ve çıkışta öğretmen hanıma konuyu açtım:)
 Ö: "Aaa ben de geçen gün öyle birşeyler duydum ama hangisi söyledi bilmiyorum!" Neden farklı bir yanıt beklediysem..
Ben: "Alpi, sizin ve bazı arkadaşlarının söylediğini anlattı?"
Ö: "Aaa benden bekler misiniz hiç öyle bir şey? Bak, şimdi siz söyleyince birden hatırladım! Alpi kendisi söylemişti!!! ...... Hanım!(Okulun temizlik görevlisi. Ağırlıklı olarak anasınıfına destek verir) Geçen gün böyle böyle bir konuşma olmuştu onu kim söylemişti?
"Bilmem ki; duymadım ben?"
Ö: "Alpi söylemşti ya!" Gözler bir anlığına açılır ve normale döner,
"Aaa evet evet Alpi demişti. Tam olarak bilmiyorum  ama ben."
Ö: "Gördünüz mü Elf Hanım? ...Hanım' da benimle aynı şeyleri söylüyor"
Ben: Valla .... Hanım, ben size aktarayım da olaydan tam haberdar olun. Çok büyük sıkıntı olabilir sonra bu tür konuşmalar. İyi günler!"

2 aydır 23 Nisan için halk oyunları gösterisine çalışıyorlardı sınıfta. Alpi 10 gün kadar okula gitmedi. Çok hasta olmuştu ve toparlanması için de evde kaldı. 16 Nisan' da tekrar döndü okula ve o haftanın Perşembe günü Alpi' yi almaya sınıfa ben çıkmıştım. Doktor kontrolünden geliyorduk ve zaten sıkıntılı bir durumdaydım. Daha önceki konuşmamızda 23 Nisan gösterisinin aynı gün, pazartesi yapılacağını söylemişti. Perşembe günü çıkış saatiden daha erken gitmiştik ve halk oyunları çalışmaları devam ediyordu. Ne kadar daha süreceğini sorduğumda ise YUH ARTIK!!!dedim. Cevap:
Ö: "Yarın gösterileri var ya; son prova bu!"
Ben: " Nasıl yarın gösteri var? .... Hanım, gösteri Pazartesi günü demiştiniz? Şaşırdınız herhalde."
Ö: "Aaaa ben size söylemeyi unutmuş muyum??? Pazartesi okul töreni olduğu için; anasınıfı & 5. sınıfa kadar olan çocukların gösterisi yarın yapılacak. Aaaa inanmıyorum! Unutmuşum! Şeyyy ben cep telefonumdan yanlışlıkla bütün numaraları silmişim de sizi o yüzden arayamadım. Yoksa Alpi' yi çok merak ettim hastaymış. E tabi gösteriyi de haber veremedim. Kıyafetleri de almanız için bugün son gün."
Ben: "!!!!!!!! ... Hanım, dalga mı geçiyorsunuz siz benimle? Sınıfta kocaman harflerle sınıf annesi yazıyor ve karşısında benim hem ev hem cep telefonum yazıyor. Ayrıca kayıt esnasında da tüm bilgilerimiz alınmıştı. Ulaşmak isteseydiniz, bunu rahatlıkla yapabilirdiniz!"
Ö: "Eeee" Kem küm...Zart zurt....

Müdürle olan konuşmamız, öğretmen hanımın kulağına gitmiş ve resmen intikam aldı. Soluğu müdür yardımcısının odasında aldım. Bu kısım, sinirlerimi çok bozuyor; konuşmanın özetini yazacağım. Bunların hiçbirinin bir sıkıntı ve şikayet olamayacağını belirtti. Bu tür ufak tefek şeylere kafa yormamalıymışım. İlkokula başladığında neler nelerle karşılaşacakmışım. Şimdi bunlara böyle tepki veriyorsam, o zaman ne yaparmışım? Olacak olan en fazla şuymuş; ben dilekçe yazabilirmişim. Müdür, direkt red yazıp imzalarmış, İiçe Milli Eğitimin sadece müdürle telefon görüşmesi yapacağını ve sonuçta bizim sorunlu veliler olarak görüleceğimizi söyledi. Ayrıca tüm bu süreç; öğretmen ve çocuğa da yansıyacağı için, çocuğun psikolojisi darbe alabilirmiş.

O günkü kanamaya rağmen; Kemeraltı' nda 2-3 saat kostüm işini halletmekle uğraştık. Alpi' ye hiçbir şey yansıtmadık. Dudaklarımız birer çizgi halinde, midemizde ve boğazımızda bir yumrukgünü geçirdik. Ertesi gün, gösteri gerçekleşti ve Alpi çok eğlendi. Evimize döndük.

Gördüğünüz gibi; benim gibi kafasında MEB ile ilgili soru işaretleri olan veliler halt etmiş! Ne kadar da çocuk merkezli hareket ediyorlar aslında.


10 yorum:

nil dedi ki...

Offf :(((( malesef devlet okulunda okutmak zorundaydız maddi olarak imkansız özel okul bizim için...

Hele şu an hangi okul ilkokul hangisi orta bilinmiyor. Yavrum Alpi ilklerden olacak.Hayırlı olsun diyorum, off ya offff

Bahar ESAS dedi ki...

Elifcim, bunları okudukca icim daralıyor, bu insanlar nerede yetisiyor, nasil ögretmen oluyorlar :( Bakalim bizi neler bekliyor!

yeliz dedi ki...

içim daraldı elifçim, neye güveneceğiz bilmiyorum.

utopian dedi ki...

içim karardı. Alpi için üzüldüm. umarım öğretmeni ona "kötü" davranmıyordur. ama biliyor musun ben yalancı öğretmenden daha çok imüdür yardımcısında takıldım kaldım. gerçekten felaket...

anne kaleminden dedi ki...

devleti düşünüyorsak demek bunları baştan kabul etmeliyiz. ne kadar üzücü... zaten öğretmen, müdür yardımcısı, müdür, ilçe milli eğitim hep birbirlerini korurlar diye düşünüyorum. çok geçmiş olsun çok tatsız olmuş....

xeyno dedi ki...

bence biz anneler kendi aramizda bir gazete yayinlamaliyiz ve bu ur durumlari birbirimize ulastirmaliyiz. ben yakin zamanda dusunuyorum yakin zamanda.

dimple dedi ki...

bir ogretmen olarak meslektaslarimin tutumundan utanc duydum... :/

FATMA dedi ki...

BEN BİR OKUL ÖNCESİ ÖĞRETMENİYİM. VE SON OLAY HARİÇ ( GÖSTERİYİ SİZE HABER VERMEMESİ) DİĞER OLAYLARI TAMAMEN SİZİN ABARTTIĞINIZI DÜŞÜNÜYORUM. SABAHTAN AKŞAMA 2 YERİNE 4 GÖZ, 10 KULAKLA 25 ÇOCUĞU TAKİP ETMEK DURUMUNDAYIZ. KÜÇÜCÜK DARACIK SINIFLARDA EĞİTİM VERMEK ZORUNDAYIZ. CİDDEN DE UFAK TEFEK ŞEYLERİ BÜYÜTÜP ÇOCUĞUNUZA DA YANSITMAYIN. SİZİN ŞUAN TAKINDIĞINIZ TUTUMU BENİM BİR VELİM ABARTARAK TAKINIYOR ŞU AN VE CİDDEN ÇOK İÇLER ACISI DAVRANIŞLARDA BULUNUYOR. ÇOK RAHATSIZ EDİCİ...

İLKOKULDA ÇOK DAHA 'BÜYÜK' SORUNLARLA KARŞILAŞACAKSINIZ ONLARI DÜŞÜNÜN. ŞİMDİDEN KENDİNİZİ YORMAYIN BÖYLE ŞEYLERLE.

ElfAna dedi ki...

@Fatma, sizinki de bir bakis acisi tabii..25 cocukla uygun olmayan ortamda ilgilenmek durumunda lmanin vahamiyetinden ben de yazida bahsettim. Bununla beraber; "Yemegini yemezsen Allah seni tas eder!" yaklasiminin okul oncesi egitim programinda yer almadigi kanisindayim. Ne dersiniz? Birbirine zarar veren cocuklardan bihaber olmak;belki diyelim 25 cocukta soz konusu olabilir. Fakat 13 cocukta olamaz! Ornekleme yapayim da; siz de bu konuya abarti yerine daha hassas yaklasirsiniz belki:) Bir arkadasim, yillar once kendisiyle ugrasan arkadasiyla basa cikamiyormus. Defalarca ogretmenine anlatmis durumu. Ogretmen harekete gecmemis. Bir gun tek basina o cocuga sinifta yakalanmis arkadasim ve cok korkmus. Cocuk , dovmek icin harekete gectigindeyse,eline gecen ilk sandalyeyle cocuga vurup kacmis. Ve ne olmus? Aldigi darbeden dolayi o cocuk bir daha asla gorememis. Arkadasimsa; yillarin vicdan azabini kalbinde tasimaya devam ediyor. Neden? Sebeplerden bir tanesi, annesi abatmadigi icin olabilir mi?

Evren dedi ki...

Kesinlikle konusmak, hicbir olayi ortbas etmemek taraftariyim ben de. Siz cok iyi yapmissiniz. Her seyden once ogretmeni, sonra da muduru haberdar etmek gerekir diye dusunuyorum. Varsin bazi ailelere muhim gorunmesin. Sizin itinayla yaklastiginizi gorurlerse onlar da ayni ozeni gostereceklerdir, en azindan biraz daha ozenli olacaklardir eminim. Kolay gelsin Elifcigim. Bu yazdiklarin bizim icin cok degerli. Onumuzu gorecegiz sayende. Opuyorum sizi, sevgiler :)

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More