BİZİM EVİN HALLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
BİZİM EVİN HALLERİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

Yurdum insanı

Hızlı adımlarla Alpi' nin okul çıkışına yetişmeye çalışıyordum. Kuzi de pusette, koşturuyorum. Yanımdam bisikletli bir adam geçerken durdu ve aramızda şöyle bir diyalog geçti:
Adam: Yenge, alın. (Elinde hazır kek var)
ElfAna: Hııı? Efendim? ( Tüm saflığımla)
Adam: Yenge, bugün kandil ya; hayrına bebeye kek veriyom.
ElfAna: Aaa! Tabii ya; Allah kabul etsin de bebek daha 3 aylık, yiyemez.
Adam: Eeehhh! Sen bilirsin be!
ElfAna: ???

Kitaplarını unutan çocuk


Hayatım inanılmaz bir tempoya girdi. Bu kadar yoğun olacağımı hayal bile edemezdim. Olmasa olur mu? Elbette..fakat olması hepimiz için daha doğru sanki. ya da alternatifim yok ve böyle görmek işime geliyor :)

Tik tak

09:30

Tik tak

08:30

Mutlu Seneler

Bir çok ilki sığdırdığımız bir seneyi geride bırakıyoruz.

Gebelikte 33. hafta

İlk kez hıçkırdı! Çok şaşırdım, hiç beklemiyordum. Elimi koydukça hissettim. Belki de bu güne kadar o yüzden hissetmedim. Alpi' ye gebeykenki duygularımı anımsadım:) RifBaba ilk kez hissetti. Daha önce bebeklerin hıçkırdıklarını duymamış. Kelimenin tam anlamıyla şok oldu. Çok mutlu olduk:) Alpi kuzuma da denk gelsin isterim. Son zamanlarda attığı her tekmeyle; sadece karnım değil de tüm vücudumun sarsıldığını hissediyorum.

Nerede o eski topaçlar?


(RİfBaba' nın ağzından bir küfür kaçar)
A: OHA! Küfür buraya kadar geldi!
R: Eee.. Ööö.. Pardon, ağzımdan kaçtı.
A: Eveeeeeettttt; ya kumbaraya para ya da beyblade!

Eksik listesi

Penaten: Alpi daha doğmadan; yakın aylarda gebeliği geçirdiğimbir arkadaşımın tavsiyesi üzerine, Penaten getirtmiştim. Getirmiştim diorum; o zamanlar TR' de yoktu. Almanya' dan gelen bir tanıdığımıza sipariş etmiştim. Hoş; hala Türkiye' de bulunabiliyor mu, emin değilim. Sahibinden satış yapan bazı sitelerde rastladım fakat son kullanma tarihinden emin değilim.

Bang Bang!

Alpi: Anne! Burak mahallenin bütün kızlarını götürmüş; biliyor musun?
ElfAna: (Derin nefes al ve sakin görün) O ne demek tatlım?
Alpi: Götürmüş işte!!! Parka falan götürmüş olmalı. Bir de hepsini uçurmuş! Burak' ın kısa boylu arkadaşı var ya bir tane; O söyledi bize. İnanabiliyor musun?
ElfAna: (Allah' ım sana geliyorum! 6 yaşında bu çocuk henüz) Hımm.. Onu nasıl yapmış peki?
Alpi: Havaya uçurmuş hahahahaha:))) Boyu uzun ya Onun; yapabilmiştir!


Okulda geçirilen ilk oryantasyon haftasından, Alpi oğlanın öğrendikleri.

2. bebeğe hangi eşyalar gerekli?

 Aynadan da görüldüğü üzere; burası yatak odamız.Sağdaki giysi dolabımızın yanına sıkıştırıverdiğimiz eski banyo dolabı ve sağına da son dakikada tıkıştırdığımız şifonyerimiz. Banyo dolabı artık Kardeş' in giysi dolabı görevini üstlenmiş durumda. Alpi ile aynı odayı paylaşana dek; yeni bir eşya daha almak istemedim. Ev dolup taşıyor sonra. Hiç ama hiç ihtiyacımın olduğu bir durum olmyacaktı. Alanımız biraz daha küçülecekti. Mevcut eşyalar değerlendirilebilir mi bir deneyeyim dedim ve evet; gayet de işlevselmiş.

Kaykay

 Vijjjttttt sola

 Vijjjttttt sağa

 Vijjjttttt aksiyon!

 Vijjjttttt otur!

 Vijjjttttt yat!

 Öğleden sonra saçlar traş edilir. Ooo çok yakışıklı oldun falan denir. Üst baş da değiştirilir. İyice gaza gelinir. O gazla;


 Vijjjttttt ayakta sola!


 Hooop aşağıya!

:P

Alpi Usta iş başında

Kurabiye tarifime çok güveniyorum. Bir kez tadıp da ikinci, üçüncü için ağlamayan bebe olmadı henüz. E hedef kitlem zaten çocuklar:P "Süslü püslü olsalar ne güzel olurdu dimi anne?" diye sordu yavru geçenlerde. -"Geçenlerde" yazdığıma aldanmayın! İlkbahardan kalma bir post bu. Taslakların arasında unutulmuş-

Urla' da bir sokak

 Kış gebeliği safi keyifmiş vesselam! Bütün İzmir kavruluyoruz. Sokaklarda soguk su damlaları püskürtülmesini talep ediyorum. Eve şu su serpiştiren dev vantilatörlerden almayı hayal ediyorum. Bizim mahalleden ara ara perili köşk, rüzgarlı bayır diye bahsederimya; akşam üzerleri sırf azıcık esinti olsun diye, bahçenin en rüzgarlı bölümlerinde kamp kuruyorum. Haftanın 2 günü Alpi' nin yüzme kursunda iç geçirerek cama yapışıyorum. Arabaya bindiğim zamanlarda, RifBabayı yanımdan atıp; klimaya tek başıma sahip olmak gibi hayaller kurmaya başlayabilirim. Dün Çeşme' ye gittik. Evren, T & YavruSu ile birlikteydik. Radyodan hava durumuu dinliyoruz "Gündüz 45 derece, hissedilen sıcaklıksa 56 olacak!" Kabus gibi...

Uyku arkadaşı balon;)

Balonu söner ya da patlar diye; balon aldırmayan bir oğlum var benim:) Tık. Balonu patlarsa artık daha az ağlıyor o kadar. Uçan balonları çok seviyor.Ben de onlardan tırsıyorum arkadaş! Çocukken bana çok alınmıştı ama artık büyüdüm ve bilinçlendim ya :P Kim, nasıl ve ne şekilde doldurdu acaba? Yanıcı bir madde sonuçta off poff yapar dururum kendi kendime. E oğlan da pek balon taebinde bulunmadığından sorun çıkmaz. sırf bundan yırtıyorum.  
Geçenlerde bir arkadaşımın kızının doğum günü partisine katıldık. Bir uçan balon edindi kuzu kendine. O balona arılar yaklaşmasın, o balon arabada camdan uçup kaçamasın, o balona apartmandaki arkadaşları dokunmasın..
Neyse; balonu sağ salim eve soktuk. Allah' ım!! Balonla o nasıl bir aşktır yaşanan? Tuvalete birlikte gittiler, oyuncaklarıyla birlikte oynadılar. Odasının bir köşesine sabitledi sonra balonunu. Gelip bize iyi geceler öpücüğü verdi ve odasına uyumaya gitti. 1 saat kadarsonra üzerini kontrol etmeye gittiğimde karşılaştığım manzara yukarıdakiydi:)
Balonuna sıkı sıkı sarılmış; uyuyakalmış.
Sabah balonu kendi kendine sönmüş bulduk. Hemen stoktaki balonlardan verdim eline ve 2-3 mızıktan sonra, onlarla oynamaya başladı. İlk defa yaygarasız uğurladık balonumuzu.
Yazık ya; kuzuma bir uçan balon alayım bari bugün.

Alpi bugünlerde..



Yaz meyvelerinin keyfini çıkartıyor. 


Hıdrellez ateşini bir türlü unutamadı. Gündüz bahçeye çıktığında da sönmüş ateşn küllerinin üzerinden, büyük bir ciddiyet ve coşkuyla atlıyor.


Sokakta ilk kez babasıyla paten kaydı. Çok tatlı gözüküyordu, çok da rahattı. Ne olduysa; arkadaşlarının dalga geçeceğini düşündü ve vazgeçti. Artık patenlerin varlığından bahsetmiyor.


Benim fotoğraf makinama sardı. Bir kez elinden düşürdü ama neyse ki bir şey olmadı. Yavrum çok korktu. Artık daha dikkatli kullanıyor. Artık şu küçük fotoğraf meraklısına bir makina al kadın!


Çok tatlı insanlar ve küçük arkadaşlarla, annesinin doğum gününe buluşmasına katıldı. Burası; Buca, Papatya Kahvaltı Evi. 





Bu sene gördüğümüz ilk uğur böceği. Ve kuzum artık ıslık da çalıyor.






Plasenta Previa

En son 12. haftada yazmıştım Kardeş hakkında. Sebep, can sıkıntısı. 14. haftada ilk kıpırtıları hissettim. Daktır T. hala bunun imkansızlığını savunuyor. Doktor doktorrrr, hissettiğim şey gaz değilse ki değillerdi, geriye başka ne olasılık kalıyor? Ona göre gebeliğin normal gelişimi, rahim büyümesi falan. Her konuda doktorumla aynı fikirde olmadığım olacak elbette. Plasenta previa, yani önde gelen plasenta. Normal kabul edilen dizilim; plasenta, bebek ve serviks (rahim) iken; previa' da üstte bebek, sonra previa ve serviks geliyor. Bir kaç derecesi var. Biz şanslıyız ki; en hafif previa imiş.
Daha önceden previa ile ilgili bir bilgim yoktu. Daktır T. previa haberiyle birlikte bir dizi yasağı saydığında bile ayrıntılı sorular yöneltemedim. 1 hafta sonraki muayeneye kadar da bir araştırma yapmadım. O muayenede doktorum kesin dedikten sonra sorularımı yönelttim ve yine hakkında fazla okumamaya çalıştım ve hala da okumuyorum. Müdahale edebileceğim bir durum yok ve şu durumda hala şanslı bile gözüküyorum. En ağır hali çok tehlikeliymiş çünkü.
 Yukarıdaki ilustrasyonda; sağda normal bir gebelikte plasentanın konumu ve solda ise tam plasenta previa durumu gözüküyor. Plasenta previa, plasentanın daha aşağıda olup, servikse yakın durmasıdır. 4 gruba ayrılır:


1) Alt segment yerleşimli plsenta previa-Plasenta kenarı, rahim ağzına 2cm den daha yakın olmakla beraber, temas halinde değildir.
2) Marjial plasenta previa- Plasenta, rahim ağzına yakın olsa da kapatmaz.
3) Kısmi plasenta previa-Plasenta, rahim ağzının bir kısmını kapatmıştır.
4) Tam plasenta previa-Plasenta, rahim ağzını tamamen kapatmıştır

Gebeliklerin başındaki ultrason incelemelerinde Previa' ya sık rastlanırmış. Gebeliklerin %5-20' sinde 2. trimesterde yapılan detaylı ultrason incelemesinde, plasentanın servikse yakınlığı saptanırmış. Bende tam 3. aya girerken saptandı. Gebeliğin ilerlemesiyle; rahim büyür ve plasentanın da yukarı doğru çekilmesi yani normal yerleşimine dönmesi beklenir. Bende beklenen durum da tam olarak bu. Doktorum, 20. hafta kontrolünden umutlu. 32-34. haftalarda hala durumda değişiklik olmadıysa; bundan sonra değişiklik beklenmezmiş. Risklerden falan bahsetmeyeceğim. 20. haftadan umutluyuz :D

Plasenta Previa' nın neden olduğu tam olarak bilinmemektedir. Ancak bazı risk faktörleri saptanmıştır. Daha önceden rahim içi zarında -endometrium- zedelenme ya da rahim içi zarına giden kan akımında bir azalmanın yol açabileceği düşünülüyormuş. Bu risk faktörleri: Önceden geçirilmiş sezaryen-bana sadece bu madde uyuyor. İlk doğum doktorumu değişik şekillerde anmaktan kendimi alamıyorum!!!-, birden fazla doğum, myom, ilerlemiş anne yaşı, çoğul gebelikler, önceki gebeliklerde plasenta previa öyküüsü, sigara kullanan anne adayı.


Pek düşünmemeye çalışıyorum. İlk 1,5 hafta plasentanın normal yerleşimine dönmeyeceğini düşünüp üzülmüştüm. Çünkü bu durumda sezaryen kaçınılmaz oluyormuş ki bu benim istemediğim bir durum. Sonra şunu kabul etmek zorunda kaldım; ben istesem de istemesem de, her gün bunu düşünüp bebeğimi ve kendimi -ve dahi ailemi- strese soksam da sokmasam da olacak olan buysa, olacak. Düşünmemeye bundan sonra başladım. İlk başlardaki korkutucu kanamalarla, Alpi' ye gebeyken yaşadığım gibi, ilk5-5,5 ay zor geçecek diye düşünmüştüm. Sonra arkadaşlarımın her günkü telkinleriyle bu düşüncelerden sıyrıldım. Daktır T.' den önce gittiğim doktorum, ilk 3 ayda oluşan gebeliklerin doğal seleksiyon olduğunu hatırlattı bana. Bodrum' dan döner dönmez görüşmüştüm kendisiyle ve kim bilir ben kaçıncı kuşak gebeydim. "Doğaya müdahale etmek doğru mu sence?" diye sormuştu. O günkü konuşmamızdan sonra progestan' ı bırakmıştım. Ne olursa olsun dedim ve bir teslimiyet içine bıraktım her şeyi. Kafamdaki tüm olumsuzlukları sildim. 1 gecede. 3. gün, kanamam tamamen kesilmişti. Stresle mi alakalıydı yoksa tesadüf müydü bilmiyorum ama çok keyifli 1,5-2 ay geçirdim ailemle. Alpi' ye de çok iyi gelmişti bu. Çünkü yavrum, devamlı bahsedilen doktor konuşmalarından ve hasta yatmamdan dolayı, öleceğimi düşünmüş! Henüz kuyruğu titretmediğimi görmek, Ona iyi geldi :) Kardeş' e merhaba deyin :)

Previa' nın da geçeceğini düşünüyorum. Ben, güçlü bir anneyim. Bir takıntı halinde olmadan ssvd' yi -Sezaryen Sonrası Vajinal Doğum- denemek istiyorum. Bir normal doğum fanatiği değilim. llk doğum tecrübemden sonra; saplantılı bir şekilde bir fikre bağlanıp, sonrasında duruma müdahele edemeyince yaşadığım travmayı hala hatırlıyorum. Buna bir kez daha izin vermeyeceğim. Bak, bunda iddialıyım işte!

Kaynak: www.mumcu.com

Kardeş Meselemiz

Oğlum artık 5,5 yaşında bir çocuk. Daha doğmadan, aklım fikrim O' na kaydı. Güzel bir gelişme ki; zaman geçtikçe normalleşiliyor. 


Alpi okulda

 Sabahtan beri Alpi & RifBaba ile köşe kapmaca oynuyorum. Kahvemi hazırlayıp tam bilgisayarın başına geçiyorum ki; içeriden sesleniyorlar. Oyun oynanacak 3. lazım, bir oyuncak bulunamıyor, elma kaldı mı acaba, pazardan neler alınacak, pazara beraber mi gitsek... Şu anda da RifBaba uyumamaya kararlı bir cüceyle cebelleşiyor. Odasından gelen isyan nameleri eşliğinde inadım inat deyip oturdum nihayet.

*Bu aralar yapmayı en çok sevdiği hinlik: "Babacığım,sen önden git de ben arkandan geleyim. Bu çağrıya safça uyan babanın başına gelecek ise; poposundan alınan acımasız bir ısırıktır! Bunun bir de babasının bacaklarının arkasına geçip, dizleriyle adamcağızın dizleri bükülecek şiddetle vurma versiyonu var. 

Bugün burada


Gözümün biri tv' de Whistleblower; diğeri netbook' un ekranında. Bir süredir savsaklıyorum blogu. Halbuki bir yazı dizisi hazırladım. Maksat paylaşmak. Bir dizi röportaj sürprizim var. Ama bazen gerçek hayatta bir şeyler öne geçiyor. Sanalla gerçek, gerçekle sanal karışıyor. İşler arapsaçına dönüyor. Oluyor. Olabiliyor. Hayat işte. Çocuğunuza Sınır Koyma; ayıla bayıla okuduğum bir kitap. Hem de defalarca. Birisi de bana okusa bu kitabı. Büyümeye devam. Dedim ya, yazdım ya; sadece H-A-Y-A-T!

İçimden geldiği gibi


"Yaz geldi mi?" "Gelecek mi?" derken, geldi İzmir' e. Bir garip geldi ama sıcak mı? Sıcak. Denize girilebiliyor mu? Ben henüz ayağımı sokmadım ama girenlerin fotoğraflarından ikna olduk. (Son fotoğraftan anlaşılabileceği gibi Alpi sefteyi Ela ile yaptı) Bodrum gözümde tütüyor. Biriş görüşmem var beklediğim. Olursa hemen soluğu lacivert denizin koynunda alacağım. olmazsa da aynısı yapacağım ama şans dileyin de olsun. Her hafta başı "Bu hafta sonu Bodrum' a gidiyoruuuzz!" deyip, oturduğumuz yerde oturmaya devam ediyoruz. Sadece oturduğumuz yer biraz değişti. Alsancak' ı resmen mesken belledik!

Twitter Delicious Facebook Digg Stumbleupon Favorites More